Gazze’den İran’a; Yeni-Sömürgeci Bir Dünya Düzeninin Düşen Maskesi
Francesca Albanese* ve Yeni-Sömürgeci Bir Dünya Düzeninin Düşen Maskesi
İsrail merkezli lobi grubu UN Watch, Francesca Albanese hakkında dezenformasyon yayarken asıl hedefi, onun; baskıcı, kurumsal-medya-askeri ve gözetim güçlerinin oluşturduğu insanlığın gerçek “ortak düşmanı” olan ve acımasız yeni bir dünya düzenini şekillendiren, şimdi de İran’ı bombalayan yasadışı sisteme yönelik yaptığı kınamalarını susturmaktı.
Francesca Albanese, İsrailli yetkililerin, ABD hükümetinin ve Gazze’deki İsrail soykırımını durduramayan ve desteklemeyi sürdüren Batılı ülkelerin öfkesini üzerine çekti. Onun görevini yapmasına ve bunu son derece başarılı bir şekilde yerine getirmesine kızıyorlar. Filistin’in işgal altındaki toprakları konusunda Birleşmiş Milletler Özel Raportörü görevini kabul ettiğinde, kendisi çok sayıda yayını bulunan bir insan hakları uzmanıydı. Filistinlilerin haklarına odaklandığını ve tarihsel temellere dayanan araştırmalarının İsrail’in Filistin’i işgaline yoğunlaştığını hiçbir zaman gizlemedi. Mayıs 2022’de Özel Raportör olarak göreve başladı ve aynı yılın Kasım ayında İrlanda İnsan Hakları Merkezi’nde “Zihni Yeniden Kurmak: Filistin’de Yerleşimci Sömürgecilik, Apartheid ve Kendi Kaderini Tayin Hakkı” başlıklı bir konuşma yaptı.
Albanese, 28 aydır devam eden Gazze’deki İsrail imha kampanyasına karşı Filistinlileri savunan en önemli küresel ses olduğunu kanıtladı. Bunu yaparken, soykırımın ön saflarında yer alan ve Filistinlilerin etnik temizliğini tamamlayarak Gazze’yi milyarder sınıf için milyarlarca dolarlık bir tatil beldesine dönüştürmeye kararlı yeni-sömürgeci güçlerin büyüyen ağını da ifşa etti (iğrenç ancak nadiren atıf yapılan bir video kaydında ortaya konduğu üzere). Trump’ın “Barış Kurulu” adını verdiği kâr amaçlı girişimi Ocak ayında ilk kez toplandı ve Papa XIV. Leo’nun BM’nin yerini alma girişimi olarak nitelediği, katılım için bir milyar dolarlık ücret talep edilen “parayı verenin katıldığı” bir düzenle yaklaşık 60 ülke davet edildi. Jeremy Scahill, Democracy Now! adlı programında, kurumsal çıkar gruplarının, Netanyahu ve derme çatma bir grup hükümet temsilcisinin Akdeniz’de “Epstein Sınıfı” oyun alanı için tam olarak ne planladığını anlattı. Gazze halkını bağımsız temsil ve savunmadan mahrum bırakarak sundukları şart şuydu: “ya tamamen boyun eğip sömürgeci bir apartheid rejimini kabul edeceksiniz ve Jared Kushner’in gayrimenkul projesinde distopik plantasyon işçileri olarak yeni bir gerçekliği benimseyeceksiniz ya da sizi öldüreceğiz.” Asal Raad’ın belirttiği gibi, “Filistinlilerin mezarları üzerine tatil köyleri inşa ediyorlar… kâr için soykırımda katledilenlerin mezarları üzerine ve New York Times buna ‘ışıltılı bir plan’ diyor.”
Francesca Albanese, Batı basınında sıkça tekrarlanan İsrail’in inkârlarını ve soykırımı meşrulaştırma girişimlerini defalarca çürüttü ve ilgili kayıtları düzeltti. Medyanın İsrail’in bölgeye yönelik saldırılarını kolaylaştırmadaki rolünü ortaya koymak için tek bir etkileyici cümle yeterli oldu; “İsrail insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından birini yazdı ve dünya hâlâ kalemi elinde tutuyor.”
İsrail devletini eleştirmeye cüret eden herkese yöneltilen temel bir retorik soruyu, İsrail’in var olma hakkına sahip olduğuna inanıyor musunuz? sorusunu, sanki çok kolaymış gibi yanıtladı. Bir gazeteci bu soruyu Albanese’ye yönelttiğinde sabırla şöyle yanıtladı; “İsrail zaten var. Birleşmiş Milletler’in tanınmış bir üyesidir.” Fransa ve İtalya da vardır; birleşmek isterlerse bu onların kararıdır. Ve ekledi; “Uluslararası hukukta güvence altına alınan şey, bir halkın var olma hakkıdır.”
Geçen yıl 700 binden fazla kişi Albanese’yi 2026 Nobel Barış Ödülü’ne aday gösteren bir dilekçeyi imzaladı. Ancak Filistin hakları konusundaki etkili savunuculuğu onu ABD yaptırımlarının hedefi hâline getirdi. Yaptırım adımı, Temmuz 2025’te İsrail’in süregelen işgali ve onun Gazze’deki soykırımından kâr sağlayan büyük küresel şirketleri isim isim açıkladığı bir rapor yayımlamasının ardından geldi. Albanese, İsrail’in “yerleşimci-sömürgeci projesini sürdürmede” rol oynayan 60 şirketi sıraladı. ABD silah üreticilerinin hâkimiyetindeki askeri sanayi kompleksi, tahmin edilebileceği gibi, bu bağlantının merkezinde yer alıyor. Gazze’nin işgali ve bombalanması, “hava savunma platformları, insansız hava araçları, yapay zekâ destekli hedefleme araçları ve ABD öncülüğündeki F-35 programı” gibi en ileri askeri kabiliyetler için bir test alanı sağladı. Filistinliler üzerinde kullanıldıktan sonra bu ölümcül teknolojiler “savaşta kanıtlanmış” olarak pazarlanıyor. Aralık 2025’te Tel Aviv’de düzenlenen büyük bir silah konferansında İsrail, silahlarının kârı artırmak için “Filistinliler üzerinde canlı olarak test edildiğini” övünerek duyurdu.
Temmuz ayındaki raporda Albanese, suçlamaları başka yöne çekmek, soykırım gibi terimleri kullanmayı reddetmek ve İsrail’in vahşetini aklamak için İsrail’in söylemlerini tekrarlamak gibi yanıltıcı anlatıların tasarlanmasına yardımcı olan finans sektörlerine, danışmanlık firmalarına, sosyal medyaya ve halkla ilişkiler şirketlerine de dikkat çekti.
Askeri güç, güvenlik gözetimi, şirket ve medya gücünün kesiştiği noktayla eş zamanlı bir şekilde bu kesişim noktasının yandaşları da buna paralel olarak yeni bir sömürgeci ideoloji oluşturuyorlar. Şubat ayında Münih Güvenlik Konferansı’nda ABD Dışişleri Bakanı Mario Rubio, Jonathan Cook’un ifadesiyle “acımasız Batı sömürgeciliğine dönüş” anlamına gelen kavramsal çerçeveyi, Avrupalı yetkililer tarafından olumlu karşılanan bir konuşmayla sundu. İnsani yardım topluluğu ise ayaklarının altındaki zemin kayarken insanlığı temsil etmeye devam etmenin yollarını arıyor.
Albanese genişleyen askeri tahakkümün büyük resmini ortaya koymaya ve bunun küresel sonuçları konusunda uyarıda bulunmaya başladığında, onu itibarsızlaştırma kampanyası hız kazandı. Özel Raportör’e yönelik son saldırılar, Doha’da bir konferansta yaptığı ve büyüyen bu sistemik tehdidin “insanlığın ortak düşmanı” olarak görülmesi gerektiğini savunduğu video konuşmasının ardından geldi.
İsrail yanlısı lobi grubu UN Watch, konuşmasının değiştirilmiş bir videosunu yayımlayarak Albanese’nin İsrail’in kendisini “insanlığın düşmanı” olarak nitelendirdiğini iddia etti. Oysa konuşmanın orijinal kaydına bakmak, böyle bir şey söylemediğini açıkça göstermektedir. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, bu yanlış suçlamaların dozunu artırarak Albanese’nin İsrail’i “bir halk ve bir ulus olarak” kınadığını iddia etti ve istifasını talep etti. Kendisini antisemitik göstermek için kullanılan montajlanmış videoya dikkat çeken Albanese, Medhi Hasan’a “O videonun kes-yapıştır işlemi o kadar ilkel ki neredeyse insan zekâsına hakaret” dedi.
Silah temelli kâr düzeni ve yeni-sömürgeci devletlerden oluşan güçlü küresel konsorsiyum, insanlığın en güçlü savunuculardan birine saldırırken aynı zamanda ABD ve İsrail, İran’ı bombalıyor. Kendilerine tehdit oluşturmamış ve saldırmamış egemen bir devlete karşı saldırı suçu işliyorlar ve New York Times gibi büyük medya kuruluşları da onları teşvik ediyor. ABD’ye ait bir bomba İran’ın Minab kentinde bir kız ilkokuluna isabet ederek çoğu 7 ile 12 yaş arasındaki kız çocukları olmak üzere 165 kişiyi öldürdükten saatler sonra, ABD-İsrail ortak saldırısı Lamerd kasabasında bir spor salonunu hedef aldı ve çoğu genç olan 20 voleybolcuyu öldürdü. Tanıklar “yaralıların kesintisiz çığlıklarını” anlattı. Ancak bu bombardımanlar ana akım medyada öne çıkarılmadı. Fatima Bhutto’nun dediği gibi, “Gazze’den İran’a, Çocuklar Her Zaman Batı Emperyal Hedefleri Uğruna Feda Edildi.” Trump’ın yasadışı savaşı halk desteğinden yoksundur; Amerikalıların sadece dörtte biri İran’a yönelik saldırıları destekliyor ve Orta Doğu’da başka bir savaş için meşru bir gerekçe de yok.
Eski BM yetkilisi ve insan hakları avukatı Craig Mokhiber de “ABD-İsrail Ekseni” olarak adlandırdığı yapıyı “bugün insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük tehdit” olarak tanımladı ve bu yapıyı şöyle betimledi: “İran’da ölümcül bir bombardıman kampanyası, Filistin’de devam eden soykırım… bir çok ülkede saldırgan işgal, sınır ötesi terör eylemleri, içeride baskı, cinayet ve sömürgeleştirmeden kâr sağlama planları…Batı genelinde kamu ve özel sektörlerde yaygın yolsuzluk, insan hakları savunucularına ve uluslararası mahkemelere yönelik yaptırımlar, uluslararası kurumlara saldırılar, uluslararası hukukun tasfiyesi, geri kalanımıza yönelik kitlesel gözetim ve dünya çapında artan bir kan ve yıkım izi.”
Francesca Albanese’nin sözlerine sinmiş olan derin insanlığı ifade ediş biçiminde, insanlık ve özgürlük tarafından şekillendirilmiş bir dünyanın alternatif vizyonu yatmaktadır. “Bizler, büyük miktarda finansal sermayeyi, algoritmaları ve silahları kontrol etmeyenler, artık insanlık olarak ortak bir düşmanımız olduğunu görüyoruz. Ve özgürlükler, temel özgürlüklere saygı, özgürlüğümüzü yeniden kazanmak için sahip olduğumuz son barışçıl yol, son barışçıl araçtır.”
Kâr amaçlı soykırımcılar topluluğu ya da Trump’ın deyimiyle Barış Kurulu, misyonunu Gazze’den diğer çatışmalara genişletmeyi, uluslararası hukuku ve insani yardım topluluğunu daha da zayıflatmayı hedefliyor. ABD-İsrail bombaları altında ölü sayısı artarken ve savaş Orta Doğu’ya yayılırken, Negin Owilaei’nin Truthout’ta yazdığı gibi, “Amerikan Savaş Makinesi ile yüzleşmemiz gerekiyor”; ben de buna insanlığın ortak düşmanına, büyüyen askeri ve propaganda ittifakları ağına karşı koymayı da ekliyorum.
*Francesca Paola Albanese (d. 30. Mart 1977), İtalyan hukukçu ve akademisyendir. 1 Mayıs 2022’de, üç yıllık bir süre için Birleşmiş Milletler (BM) işgal altındaki Filistin toprakları Özel Raportörü olarak atandı. Bu görevi üstlenen ilk kadındır.
**Robin Andersen, ödüllü bir yazar ve Fordham Üniversitesi’nde Emekli Profesördür.
Kaynak: https://savageminds.substack.com/p/from-gaza-to-iran
Tercüme: Ali Karakuş