G-Zero Dünyasında G7’nin Rolü Nedir?
G7 liderleri, bu hafta Fransa’nın Évian-les-Bains kentinde 52. resmî zirve toplantıları için bir araya geliyor. Bu forum 1975 yılında, Bretton Woods para sisteminin çöküşü ve 1970’lerin petrol şokları sırasında kurulduğunda, küresel krizleri yönetmek amacıyla dünyanın sanayileşmiş demokrasilerini bir araya getirmişti. Takip eden on yıllar boyunca ise Soğuk Savaş’ın sona ermesi, terörizm, iklim değişikliği, COVID-19 salgını ve Ukrayna’daki savaş gibi zorluklara karşı verilecek yanıtların koordinasyonuna yardımcı oldu.
Ancak uluslararası toplum bugün çok farklı bir görünüm sergiliyor. 2026 yılında G7, açık bir liderin bulunmadığı bir G-Zero Dünyası içinde faaliyet gösteriyor. Amerika Birleşik Devletleri, küresel polis rolünden geri çekilmiş; bunun yerine, kendisini müttefiklerinden izole eden Önce Amerika gündemini izlemektedir. Zaman zaman bu grup, bir G7’den ziyade bir G6+1 gibi görünebilmektedir.
Bu yıl G7’nin diğer üyeleri olan Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve Birleşik Krallık’ın liderleri, bölünmelere yol açabilecek uzun bir konu listesini tartışıyor: Bunlar arasında Ukrayna ve İran’daki savaşlar ile yapay zekâ ve internetin kullanımı da bulunuyor. Bu zorlukların bazıları uzlaşma yaratırken, diğerleri görüş ayrılıklarını beraberinde getiriyor ve daha büyük bir soruyu gündeme taşıyor: Liderden yoksun bir dünyada G7 hâlâ önemini koruyor mu?
ABD-İran Anlaşmasında Uzlaşma Var – Ancak Ayrıntılar Belirleyicidir. ABD-İran anlaşması, G7 üyelerinin ortak bir payda bulabildiği alanlardan biridir. Tüm üyeler, çatışmaların sona ermesini ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını istemektedir. Ayrıca, ortak açıklamaya göre, İran’ın nükleer programı konusunda atacağı açık ve doğrulanabilir adımlara karşılık olarak ilgili yaptırımları kaldırmaya hazırdırlar. Ancak bu taahhütlerin ötesinde, Lübnan’daki İsrail saldırılarının sona erdirilmesi ve anlaşmanın hangi yöntemlerle uygulanacağı da dâhil olmak üzere ayrıntılar hakkında çok sayıda soruları bulunmaktadır.
Önemli meselelerden biri, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerden geçiş ücreti alınıp alınmayacağıdır. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, TF1 televizyonuna verdiği demeçte, İran’da “herhangi bir geçiş ücreti ya da iktidardakileri zenginleştirecek herhangi bir uygulama olmaması gerektiğini” söyledi. Ancak G7 müttefiklerinin bu konuda söz sahibi olmayabileceği belirtiliyor; tıpkı savaşın başlatılması konusunda kendilerine danışılmamış olması gibi. Bu durum, ABD’yi bir kez daha örgütteki diğer ülkelerle karşı karşıya getirmektedir. Mutabakat Muhtırası imzalanmış olsa da metni kamuoyuna açıklanmamıştır ve G7 liderleri Fransa’dan ayrıldıktan sonra Cuma günü yapılacak resmî imza törenine kadar yürürlüğe girmeyecektir.
İnternet Ve Yapay Zekâ Düzenlemeleri De Bölünmeyi Ortaya Koyuyor. Anthropic, OpenAI, Google ve Mistral AI’dan teknoloji yöneticileri zirvede G7 liderleriyle bir araya gelmeye hazırlanırken, Birleşik Krallık, geçen hafta Kanada’nın attığı adımlara benzer ve Fransa’nın da yakında atması beklenen bir adımla, 16 yaşın altındaki çocuklar için sosyal medyaya kapsamlı bir yasak getirdiğini açıkladı. Ancak diğer ülkeler farklı bir yaklaşım benimsiyor: Beyaz Saray, Birleşik Krallık’taki yasağı ifade özgürlüğüyle bağdaşmadığı gerekçesiyle eleştirdi; Japonya yaşa dayalı bir yasak fikrini reddetti; İtalya ve Almanya ise sitelere erişim için ebeveyn izni gibi daha az kısıtlayıcı önlemler uygulamaya koydu.
Üye devletler, genel internet düzenlemesi konusunda da görüş ayrılığı yaşıyor. ABD’nin, Washington’un Amerikan teknoloji şirketlerine zarar verdiğini düşündüğü dijital hizmetler vergisini Fransa kaldırmadığı takdirde, Fransız şarap ve şampanyasına yüzde 100 gümrük vergisi uygulamakla tehdit ettiği bildiriliyor. Kanada ise geçen yıl, USMCA serbest ticaret anlaşmasının geleceğine ilişkin müzakerelere başlaması nedeniyle, ABD’ye benzer bir vergi uygulama planlarını iptal etmişti.
Bir De Ukrayna Var. İran anlaşması ve teknoloji devleriyle ilgili gündemlerin arasında kalan Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodymyr Zelensky, savaşın sona ermesine katkıda bulunacak önerilerini sunmak üzere Fransa’nın konuğu olarak zirveye katılıyor. Zirve öncesinde, G7 ülkelerinden Ukrayna’nın hava savunmasına daha fazla destek talep etti ve hem Trump hem de Macron ile bir araya geldi. Görüşmeye ilişkin herhangi bir ayrıntı açıklanmamış olsa da Zelensky daha sonra X’te, “Pozisyonları koordine etmek her zaman önemlidir.” paylaşımında bulundu. Trump ise görüşmeyi olumlu ifadelerle değerlendirdi ve savaş sırasında her iki tarafın da büyük kayıplar vermesi nedeniyle “Rusya’nın bir anlaşma yapması gerektiğini” söyledi.
Trump, zirvenin sona ermesinden önce Zelensky ile bir kez daha görüşecek ve dikkatinin daha büyük bir bölümünü Ukrayna’ya yönelteceğini ima etti. Avrupa’daki G7 ülkeleri Ukrayna’ya yeniden odaklanılmasını memnuniyetle karşılasa da Trump’ın bu konuda ne ölçüde yön belirlemesini istedikleri açık değildir. Ukrayna’nın Avrupalı müttefikleri, şu anda Ukrayna’nın savaş çabalarının üçte ikisinin maliyetini üstlenmektedir ve çatışmanın herhangi bir çözümünde söz sahibi olmak istemektedir.
Gerileme Ve Sarsıntı. Tüm bu zorluklar göz önünde bulundurulduğunda, G7 hâlâ değişim yaratabilecek bir kurum mudur? 1980 yılında G7 ülkeleri, küresel GSYİH’nın yüzde 60’ından biraz fazlasını ve dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 14’ünü temsil ediyordu. Günümüzde ise küresel GSYİH’nın yüzde 44’ünü ve dünya nüfusunun yüzde 10’undan biraz daha azını oluşturmaktadırlar. Çin ekonomisinin genişlemesi, Hindistan’ın büyümesi ve Güney Kore ile Singapur gibi ekonomik güç merkezlerinin yükselişi, ekonomik gücün, G7 üyesi yedi ülkenin beşine ev sahipliği yapan Avrupa’dan uzaklaşmasına yol açmıştır.
G7, Üye Sayısını Artırarak Etki Alanını Genişletebilir Mi? Grup, bu yıl Kenya, Hindistan, Brezilya, Mısır ve Güney Kore de dâhil olmak üzere bazı ülkeleri gözlemci olarak davet etse de yeni üyeler kabul etmemektedir. Rusya 1998 yılında gruba katılarak kısa bir süre için yapıyı G8’e dönüştürmüş, ancak Ukrayna’nın Kırım bölgesini ilhak etmesinin ardından 2014 yılında üyeliği askıya alınmıştır. Son birkaç yıldır akademisyenler ve gözlemciler, Hint-Pasifik Bölgesi’nin artan stratejik önemi göz önüne alındığında, Güney Kore ve Avustralya’nın gruba kabul edilmesinin G7’yi daha ilgili ve daha etkili hâle getireceğini savunarak bu yönde çağrıda bulunmaktadır. Ancak eleştirmenler, daha büyük bir G7’nin gereksiz olacağını ileri sürmektedir. Onlara göre daha geniş bir G7, hâlihazırda dünyanın etkili gelişmekte olan ekonomilerini bünyesinde barındıran daha büyük G20’nin çalışmalarını tekrar etmeye başlayacaktır.
Bir Araya Gelin – Ya Da Yolunuzdan Çekilin Mi? 20
Bu özel uzlaşma bugün de geçerliliğini koruyor; ancak dünyanın bu hedefe nasıl ulaşacağı, eski ittifaklar aracılığıyla gerçekleşmeyebilir. Kanada Başbakanı Mark Carney’in zirvenin başlangıcında ifade ettiği gibi, “Hızla değişen bir dünya düzeninde, şu anda yapılmaması gereken şey; cevapları sağlamak için tek bir kurumlar bütününe, tek bir gruba veya tek bir ülkeye güvenmektir.” Başka bir ifadeyle, G-Zero Dünyası’nda her devlet kendi başının çaresine bakmak zorundadır; dostları arasında bile.
*Tasha Kheiriddin, Kanada’nın Toronto kentinde yaşayan bir siyasi köşe yazarı, yorumcu ve yazardır. Yazılarını The National Post’ta, Substack’teki In My Opinion adlı sayfasında ve son kitabı The Right Path’te okuyabilirsiniz.
Kaynak: https://www.gzeromedia.com/news/analysis/whats-the-role-of-the-g7-in-a-g-zero-world