Ekonomist Doug Casey ile; Mahremiyetin Ölümü… ve Bundan Sonra Olacaklar

International Man: Hemen hemen her ülkede, nakit para çekme ve işlem yapma limitleri sürekli olarak düşürülüyor. Dahası, kontrolsüz para değersizleşmesi bu saçma limitlerin gerçek değerini de düşürüyor. Hükümetler neden nakit parayı ortadan kaldırma konusunda bu kadar ısrarcı? Bu koordineli çabanın arkasında gerçekten ne var?

Doug Casey: Arkadaşım Nick Giambruno’nun banka hesaplarındaki parayla ilgili işaret ettiği üç gerçeğe dikkatinizi çekmek istiyorum:

  1. Para aslında sizin değil. Banka batarsa, siz sadece teminatsız alacaklılardan birisiniz.
  2. Para aslında orada değil. Likit olmayan ya da iflas etmiş borçlulara ödünç verilmiş durumda.
  3. Para gerçekte para değil. Yoktan var edilmiş kredidir.

Mesele şu ki, nakit özgürlüktür. Devlet, nakdin—yani elektronik iz bırakmayan fiziksel dolarların—kullanımını sınırladığında, kişisel hareket özgürlüğünüzü kısıtlamış ve mahremiyetinizi tehlikeye atmış olur. Hükümetler doğaları gereği kişisel özgürlüğe ve mahremiyete karşıdır; çünkü bunlar, hükümetlerin kontrolünü sınırlar—ve hükümetlerin varlık nedeni kontroldür.

International Man: Muhtemelen bir sonraki gerçek ya da uydurma kriz geldiğinde — ki bu çok da uzak olmayabilir — hükümetler Merkez Bankası Dijital Para Birimlerini (CBDC’ler) bir “çözüm” olarak zorunlu kılacak. Bu konudaki görüşünüz nedir? Finansal mahremiyet açısından sonuçları ne olur?

Doug Casey: CBDC’ler bir çözüm olarak öneriliyor, ama gerçekte devasa bir sorunlar yumağıdır.

Hükümet sizin dostunuz değildir ve CBDC’ler bir çözüm değildir.

Eğer CBDC’leri başarıyla uygularlarsa, bu; satın aldığınız ya da sattığınız her şeyin ve elde ettiğiniz her gelirin CBDC’ler üzerinden geçmesi anlamına gelir. Etkili olarak sıfır mahremiyetiniz olur. Yetkililer neye sahip olduğunuzu anında bilecek ve varlıklarınızı kontrol edebilecek konumda olacaklardır.

Ayrıcalıklı kişilerin hesaplarına CBDC aktarabilecekleri gibi, ayrıcalıklı olmayanların hesaplarından çekebilecek ya da bu hesaplara erişimi engelleyebilecekler. Dijital dolarların uygulanması kolay olacak çünkü herkesin hâlihazırda bir devlet kimliği ve Sosyal Güvenlik hesabı var. Herkesin bir akıllı telefonu var. Yakında herkesin bir CBDC hesabı da olacak. Bu unsurlardan herhangi birine sahip değilseniz, bu durum yaklaşan Sosyal Kredi Puanınızı mutlaka olumsuz etkileyecektir.

Merkez Bankası Dijital Para Birimlerinin ve dijital “sağlık pasaportlarının”, modern tarihte sıradan bir insanın özgürlüğü ve bağımsızlığına yönelik en tehlikeli tehditler olabileceğini söyleyecek kadar ileri gideceğim. Devletin nereye gidebileceğinizi, ne yapabileceğinizi ve neye sahip olabileceğinizi kolayca kontrol etmesini mümkün kılacaklar. Bu ikisi, sıradan yaşamın günlük gerçeklikleri hâline gelecek çok ciddi meselelerdir.

Bugünün dünyasında, politik olarak doğru kabul edilenin dışına çıkan şeyler söylemek giderek daha tehlikeli bir hâl alıyor. Bir şeyi söyleyemiyorsanız, bir şey yapmanız çok daha zordur. Eğitim ve medya yoluyla yapılan telkinler düşünmeyi bile zorlaştırıyor. Yakında, politik olarak doğru olmayan hiçbir şeyi ne düşünebileceğiniz, ne söyleyebileceğiniz, ne de yapabileceğiniz bir toplumda yaşıyor olacağız. Yine, bir sorun “çözüm” kılığında sunuluyor.

Bu, tıbbi açıdan görece önemsiz bir sorun olan büyük COVID histerisi sırasında yaşananlara çok benziyor. Devletin sunduğu “çözüm” kitlesel kapanmalar ve kitlesel aşılama oldu. Bu sözde çözümler, bizzat sorunun kendisinden çok daha kötüydü.

Her durumda, ifade özgürlüğü iptal kültürü, tetikleyici uyarılar, güvenli alanlar ve sözde nefret söylemi cezalarıyla birlikte ortadan kalkıyor. İfade özgürlüğü, sözde nefret söylemi de dâhil olmak üzere, mutlak olmalıdır.

Nefret söylemi” genellikle kaba, nahoş ve sert olsa da — belki de paradoksal bir şekilde — iyi bir şey olduğunu yeniden vurgulamak isterim. Neden? Çünkü bu, onu dile getiren kişinin zihninde neler olup bittiğini anlamanıza olanak tanır. Ve ben, birinin ne düşündüğünü ve muhtemelen ne yapacağını bilmenin, sözde nefret söyleminin sıkı biçimde bastırılmasından çok daha değerli olduğunu düşünüyorum. Kiminle muhatap olduğumu ve o kişinin ne düşündüğünü, ne hissettiğini bilmeyi tercih ederim.

International Man: Artık yalnızca finansal mahremiyet değil, genel anlamda tüm mahremiyet ortadan kalkıyor. Cep telefonları, sözde “akıllı” cihazlar, elektrikli araçlar, sosyal medya ve diğer elektronik araçlar, çoğu insanın gönüllü olarak dahil olduğu, her şeyi kapsayan bir gözetim sistemi yaratıyor. Burada gerçekte ne oluyor?

Doug Casey: Denir ki sanat hayatı taklit eder; ama hayat da sanatı taklit eder. Özellikle George Orwell’in ünlü romanı 1984’e baktığımızda bu çok net. Kitapta Büyük Birader, halkı izlemek için her yerde video ekranları kullanıyordu. Bugün dünya genelinde yüz milyonlarca kamera var—akıllı telefonlardaki milyarlarcasını saymıyoruz bile. Evrensel gözetim çok karanlık bir dönemi beraberinde getiriyor.

Geçtiğimiz günlerde, Dünya Ekonomik Forumu’ndan Klaus Schwab her şeyin “şeffaf” olacağını söyledi—bu, aslında çok daha karanlık şeyler için kullanılan kibar bir ifade. Ama merak etmeyin: yanlış bir şey yapmıyorsanız korkacak bir şey yok, dedi. Bu tamamen saçma. Aynı şeyi Stasi, KGB ve Gestapo da söylüyordu.

Merak ediyorum, Schwab güvenli kasasını ziyaret ettiğinde, arkadaşlarıyla ya da işbirlikçileriyle özel bir sohbet gerçekleştirdiğinde, banyosunda ya da yatak odasında bir kamerayla izlenmeyi kabul eder mi? Elbette etmez. “Şeffaflık”, yalnızca üstlerinin görüşlerini paylaşmayan potansiyel olarak tehlikeli plebler içindir.

Uygar bir toplumla ilkel, barbar bir toplum arasındaki farklardan biri mahremiyettir. İlkel toplumlarda mahremiyet yoktur. Kulübenizin duvarları kâğıt kadar incedir. Herkes ne yaptığınızı ve kiminle konuştuğunuzu görür.

Medeniyetin güzel yanlarından biri, diğer insanlardan uzaklaşabilmeniz ve onların sizi gözlemlemesini engelleyebilmenizdir. Mahremiyet, medeniyetin temel yapıtaşlarından biridir.

İster kişisel ister finansal olsun, mahremiyetin ortadan kaldırılması sadece bireylere yönelik bir saldırı değil, medeniyetin kendisine yönelik bir yıkımdır. Schwab’ın “şeffaflık” anlayışı, barbarlığa doğru bir gerilemedir.

International Man: Görünen o ki, çoğu insan için mahremiyet artık ölmüş durumda. Eğer durum buysa, sırada ne var? Bu gidişat nereye evriliyor?

Doug Casey: Bu durumun kişisel olarak ilk kez farkına vardığım an, Washington D.C.’deki bir polis karakolundaydı. Bir trafik ihlali nedeniyle ceza ödüyordum. Bilgisayar ekranının arkasındaki polisle sohbet etmeye başladım. Bu çok uzun zaman önce, 70’lerin sonlarındaydı.

Sohbet sırasında bana dostane bir şekilde şöyle dedi: “Bak, senin hakkında ne kadar bilgiye sahip olduğumuzu bilmiyorsun — ama çok fazla.”

Beni korkutmaya çalışmıyordu; sadece bir gerçeği dile getiriyordu. Ve dediğim gibi, bu çok uzun zaman önceydi.

Yaklaşık 25 yıl önce, Oracle Corporation’ın başkanı Larry Ellison, “Gizlilik diye bir şey yok, unutun gitsin” anlamına gelen şok edici bir açıklama yaptı. O zamanlar, Ellison’ın bu durumu onayladığını düşünmüştüm ama artık öyle olmadığını düşünüyorum. Sadece bir gerçeğe işaret ediyordu.

COVID histerisi sırasında Arnold Schwarzenegger bir reklam filmi yaptı. “Özgürlüğünüzün canı cehenneme” diyerek, insanları aşı yaptırmaya karşı protesto etmekten vazgeçmeye teşvik etti.

Artık çocuklar, biri diğerinin hoşuna gitmeyen bir şey söylediğinde ya da yaptığında “Hey, burası özgür bir ülke” demiyorlar.

İnsanlar, gizliliği ciddiye almamaları yönünde programlandılar. Daha da kötüsü, artık mahremiyetten şüphe ediyorlar ve onun var olmadığı gerçeğini pasif biçimde kabulleniyorlar.

Çin’in Sosyal Kredi Sistemi’nde, yaptığınız her şey, gittiğiniz her yer ve hatta söylediğiniz her söz kaydediliyor ve raporlanıyor. Biz de kendi versiyonumuzu alacağız. Yönetici elitin neyin iyi neyin kötü olduğuna dair görüşlerine göre ödüllendirilecek ya da cezalandırılacaksınız.

Dolayısıyla asıl soru şu: Bu gidişat ne zaman tersine dönecek? Artık bu bir “ne zaman” meselesi değil gibi geliyor bana. Daha çok bir “acaba dönecek mi” sorusuna dönüştü — en azından makul bir zaman dilimi içinde. Bu gidişat sadece sürmekle kalmıyor, aynı zamanda hız da kazanıyor. Mahremiyetin olmaması özgürlüğün olmaması demektir. Ve özgürlüğün yokluğu, bir serfi tanımlayan şeydir—ama bugünün dünyasında, rahat hayat süren bir modern kölesiniz.

International Man: Sıradan bir insan, mahremiyetini nasıl koruyabilir ve devlet ile şirketlerin gözetimine maruz kalma düzeyini nasıl sınırlayabilir?

Doug Casey: Facebook, LinkedIn ve benzeri sosyal medya platformlarında kişisel düşüncelerinizi ve eylemlerinizi paylaşmayı sınırlandırın. Bu platformlardaki her şey herkesin erişimine açıktır ve devletin sizi kontrol etmesini çok daha kolay hâle getirir.

Benim durumumda, geçimimin bir kısmını aslında yapılmaması gereken şeyleri yaparak sağladım. Bunun bir çelişki olduğunun farkındayım. Bu, benim seçtiğim yol. Ancak kişisel özgürlük açısından bakıldığında, akıllıca bir yol değil. Bunu söylemekten hoşlanmasam da, başkalarına bu yolu seçmemelerini tavsiye ederim. Bu, sırtınıza hedef tahtası çizmekle eşdeğerdir.

Bu noktada, kişisel özgürlüğünüzü en üst düzeye çıkarmak istiyorsanız, vatandaşı olmadığınız bir ülkede yaşamayı düşünmelisiniz. Çünkü hükümetler vatandaşlarını tebaa, varlık, mülk olarak görür. Ancak yabancı bir vatandaş olarak başka bir ülkede yaşadığınızda, yerel hükümet sizi tehdit oluşturmayan, neredeyse bir hiç olarak görme eğilimindedir. Üzücü ama bugünün dünyasında, kişisel özgürlük açısından bakıldığında, kendi ülkenizde yaşamamak daha iyidir. Buna elbette ABD ve Kanada da dahildir.

Finansal açıdan bakıldığında, fiziksel altın ve gümüşe, doğrudan kendi mülkiyetinizde ve fiziksel biçimde sahip olmanız son derece önemlidir—elektronik biçimde değil. Kâğıt veya elektronik hesaplar spekülasyon için uygundur. Ancak güvenlik için kayda değer miktarda fiziksel metal biriktirmeniz gerekir. Üstelik bir noktada, bunlar tekrar gündelik para birimi olarak kullanılmaya başlanacaktır.

Son olarak, kötü niyetli kişilerle aranıza bir koruma katmanı koyun. Doğru yargı bölgelerinde şirketler ve tröstler kullanmaktan çekinmeyin. Bir şeyin kime ait olduğunu ve o kişinin gerçekte nerede olduğunu bulmayı zorlaştıracak bariyerler oluşturun.

Kaynak: https://internationalman.com/articles/doug-casey-on-the-death-of-privacy-and-what-comes-next/