Dünyada Yeni Bir Güç Merkezi Doğuyor
Fransa Sorbonne Üniversitesi Siyaset Bilimi Öğretim Üyesi Dr. Nevzat Çelik’le özellikle Avrupa’nın geleceği üzerine sohbet ettim. Ne öngördüğünü sorduğumda şöyle dedi: “Avrupa tahmin ettiğinizden daha kısa süre içinde çökecek. İlk ülke de Fransa olacak.”
Bu konuşmadan kısa bir süre sonra Fransa Cumhurbaşkanı Macron, “Önlem almazsak 5 yıl içinde Avrupa batacak.” diye açıklama yaptı.
ABD ise bu çöküş daha da hızlansın diye Avrupa’yı sıkıştırıp duruyor. Oysa ABD entelektüelleri bile Amerikan yüzyılının sona erdiğini, ABD yönetiminin bunu gördüğü için bu denli agresif politikalar izlediğini söylüyor.
Çin-ABD rekabetinin sonunda bir çatışmaya döneceği yönündeki kehanetleri ise Ankara’daki Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’nde (ORSAM) Çin konusunda uzman Dr. Murat Öztuna ile konuştum. “Çin ile ABD sonunda bir yerde anlaşır, bir çatışma olacağını düşünmüyorum. Ancak Çin’in gücünü abartıyor dünya.”
“Nasıl yani?” dedim, “İleride Çin merkezli bir dünya düzeni görmeyecek miyiz?”
“Hayır.” dedi. “Çin’in yapısı, ABD gibi böyle bir sistemi yönetmeye uygun değil, gücü de yok.”
Tüm bunları neden anlatıyorum biliyor musunuz? Dünya düzeni büyük bir sarsıntı ile değişirken karşılaştığımız tabloyu iyi anlamalıyız.
KURALSIZ VE SALDIRGAN GEÇİŞ DÜZENİ
ABD bir gece vakti Venezüella Devlet Başkanı’nı ve eşini yatağından alıp kaçırdığında bunu hangi hukuka dayanarak yaptı? Ya da İsrail Katar’a saldırırken hangi BM kuralına dayandırdı? Hiçbirine…
İran, Lübnan, Gazze, Yemen, Suriye de hiçbir hukuka ve kurala dayanmayan saldırılara maruz kaldı. Yani diyeceğim, kuralsız, hukuksuz, saldırgan bir dünya düzeni geçişi içindeyiz. Bu demektir ki Trump Greenland’ı zorla almak istese, İsrail bir daha İran’ı vursa kim ne diyecek? Bu hukuksuzluğu bahane ederek Çin Tayvan’ı alsa, Rusya Ukrayna’nın tamamını işgal etmeye kalksa ne olacak?
Velhasıl dünya düzeni değişiyor ve bu kaotik bir ortam yaratıyor. Kaos da hukuksuzluk ve kuralsızlık demektir. Peki, İslam ülkeleri ne yapacak bu kaos ortamında?
NASIL BİR DÜNYA DÜZENİNE GEÇECEĞİZ?
Çin Devlet Başkanı 2 Şubat’ta Uruguay Devlet Başkanı’nı ülkesinde ağırlarken gelecekte nasıl bir dünya düzeni gördüğünü şu cümlelerle ifade etti: “Adil ve düzenli, çok kutuplu bir dünyaya, karşılıklı yarar sağlayan ekonomik küreselleşmeye doğru ilerlemek için iş birliği yapmalıyız…”
Çin’in merkezileştirilmiş bir dünya düzeninde tek başına sistemi yönetemeyeceği ve buna yapısal olarak uygun olmadığı fikrini savunan Dr. Murat Öztuna’yı dinledikten sonra Çin Devlet Başkanı Şi’nin açıklamaları daha bir anlam kazandı.
O zaman ikinci bir soruyu sormak gerekiyor: Çok kutuplu dünya düzeninde hangi devletler o kutupların liderliğini yapacak ya da kaç kutuplu düzen kurulacak?
Bu zor soru için çeşitli spekülasyonlar yapabiliriz… Hindistan, Rusya, Çin, Brezilya kutup başı devletler olabilir…
Fakat biraz daha kendi bölgemize odaklanalım.
ORTADOĞU’DA BİR ÇEKİM MERKEZİ NEDEN OLMASIN?
Çok kutuplu dünyada Ortadoğu ve İslam dünyasının, doğu ve batı merkezli kutuplardan birine katılmak değil, kendine ait bir kutup oluşturması zorunlu hâle gelmiş durumda. İngiltere, ABD, Fransa ve Rusya ile bölge ülkeleri olarak kurduğumuz ittifaklardan bugüne kadar hep İslam ülkeleri zararlı çıktı. Ülkelerimizde savaşlar, çatışmalar, terör, bölünme, fakirlik ve sömürü eksik olmadı…
Şimdi dünya düzeni yıkılıp yeni bir dünya düzeni kurulurken nasıl bir pozisyon alacağımızı iyi düşünmeliyiz. Eğer çok kutuplu dünya düzeni kuruluyorsa o zaman bir kutup merkezi de biz kurmalıyız. Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan arasında süren ittifak görüşmeleri bunun çekirdeği olabilir pek tabii. Bir değil, birkaç devletin liderliğinde dünyada büyük bir denge oluşturacak bir kutup oluşturabiliriz.
İnsan kaynağı, genç nüfus, askerî kapasite, nükleer güç, enerji kaynakları, finans gücümüz var… Bir çekim merkezi, bir güç odağı olmak için ne eksik? Bu fikre inanmak ve ayrılıkları unutup birleşmekten başka eksiğimiz yok.
Bir fikrimi daha söyleyeyim:
YENİ BİR GÜÇ MERKEZİ: AKDENİZ İTTİFAKI
Dağılacak Avrupa Birliği ülkelerinin ne yapacağını düşünüyorsunuz? İnsan kaynağı, enerji, güvenlik ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılamak için yeni ittifaklara, iş birliklerine ihtiyacı var değil mi? Dünyanın öbür ucundaki Çin değil, Avrupa MENA (Ortadoğu ve Kuzey Afrika) ülkeleriyle ittifak yaparsa düzlüğe çıkar ve kurtulur. Akdeniz ortak medeniyet kültürü, İslam ülkelerinin insan gücü, enerji kaynakları, Türkiye’nin, Pakistan’ın askerî gücü, savunma sanayi, finans kaynakları Avrupa’nın en çok ihtiyacı olduğu şeyler. İspanya, İtalya, Yunanistan, Fransa yani Akdeniz ülkeleri bizim oluşturacağımız kutbun bir parçası olduğunda dünyada bambaşka bir güç merkezi doğar.
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan yakınlaşmasının yarattığı enerjiye bakınız. Buna diğer İslam ülkelerinin de katıldığını düşünün. Dünyada çok kutuplu bir düzen kurulacaksa biz de kendi düzenimizi kurmak zorundayız. Bu bir hayal değil, zorunluluk…