Dolar İmparatorluğunun Gerileyişi ve Çöküşü
ABD dolarının geçmişteki ve gelecekteki küresel rolü konusunda bir endişe havası hâkim. Doların geleceğine dair fikir edinmek için uzmanlar, doların selefi ve baskın uluslararası para birimi olan İngiliz sterlinine bakarak, ekonomik durgunluğun, ağır borçların ve 1956’daki Süveyş krizi gibi başarısız jeopolitik girişimlerin, sterlini küresel rolünden nasıl mahrum bıraktığını sorguluyorlar.
Ancak daha bilgili olan gözlemciler, sınır ötesi işlemlerde kullanılan uluslararası para birimlerinin çok daha uzun bir tarihine başvurabilirler; bu tarih, 17. ve 18. yüzyıllardaki Hollanda guldeninden (florin), 14. ve 15. yüzyıllardaki Floransa florinine ve antik Roma’nın gümüş denariusuna (çoğul: denarii) kadar uzanır.
Aslında Roma denariusunun ilk gerçek uluslararası para birimi olduğu ileri sürülebilir. Bu paranın gömüleri sadece eski Roma İmparatorluğu topraklarında değil, Hindistan ve Sri Lanka’dan Çin’e uzanan İpek Yolu boyunca ortaya çıkmıştır.
Bu para gömülerinin tarihlendirilmesi, Asya’nın bu bölgelerinden Avrupa’ya malların geliş zamanlarıyla örtüşmektedir; bu da Roma’nın ticari gücünün ve geniş ticaret ağının parasını desteklemedeki önemini vurgular. Romalılar, uzun deniz yolculukları yapabilen eşi benzeri görülmemiş büyüklükte kargo gemilerine sahipti. Bu nedenle kendi paralarını da beraberlerinde götürmeleri şaşırtıcı değildir.
Akdeniz havzasının Roma yönetimi altında siyasi olarak birleşmesi de ticari faaliyetleri teşvik etti. Bu faaliyetler, güçlü bir ordu tarafından desteklenen Roma yetkilileri tarafından düzenleniyor ve istikrarlı, tek tip bir para biriminin varlığıyla kolaylaştırılıyordu. Kaliteyi güvence altına almak için, yalnızca Roma otoritelerinin altın ve gümüş para basmasına izin veriliyordu. Para basımı, darphaneleri denetleyen alt düzey ağır ceza yargıçları olan tresvirilerden düzenli raporlar alan Senato’nun yetkisi altındaydı.
Bu otoriteyi yansıtır biçimde, denariusun gümüş içeriği hem ağırlık hem saflık açısından 300 yıl boyunca istikrarlı kaldı. Tek tip para sistemi, tüccarların ödeme kabul ederken ne aldıklarını bilmelerini sağladı. Ayrıca ağır ve değerli madeni paraların fiziksel olarak taşınmasına gerek kalmadan ödeme yapmayı mümkün kıldı. Ve madeni paranın bir yerde sağlanıp, başka bir yerde satış ve tahsilât yapılmasıyla değerli metallerin taşınmasının maliyet ve risklerinden kaçınılabildiği için, para birimi modern finans piyasalarının gelişimini öngörerek krediye dönüşmeye başladı.
Dolayısıyla Roma örneğinde, geniş kabul gören bir uluslararası para birimi için gerekli temel unsurları görüyoruz: kalite güvencesi, ticari güç, gelişmiş bir finansal sistem, siyasi denge-denetim mekanizmaları ve parayı ihraç eden ülke için jeopolitik güvenlik.
Roma örneği bize aynı zamanda bu ön koşulların garanti olmadığını da hatırlatmaktadır. Roma devleti yaşlandıkça daha bürokratik hale geldi. Senato’nun aşırı para basımını denetlemesine olanak tanıyan Cumhuriyet’in demokratik gelenekleri, yerini parayla ilgili kararları da dâhil olmak üzere keyfi davranabilen tek bir yöneticinin idaresine bıraktı.
Hukukun üstünlüğü zayıfladı ve mülkiyet giderek siyasi bağlantıları olanların elinde toplandıkça yolsuzluk yaygınlaştı. Büyük bir ordunun ihtiyaçlarını karşılamak için alınan vergiler, Roma’nın gelirinin üçte birine kadar ulaşıyor ve imparatorluğun ticari faaliyetlerini zayıflatıyordu. Ağır vergiler, ödemeleri toplamakla görevli memurlarla işbirliği yapan büyük toprak sahiplerini vergi kaçırmaya teşvik etti.
Sonuç olarak, tağşiş (yani denariusun gümüş içeriğinin azaltılması) İmparator Neron döneminde, hem onun iddialı kanal inşa programını finanse etmek, hem MS 64’teki büyük yangının ardından Roma’yı yeniden inşa etmek, hem lüks 300 odalı Domus Aurea sarayını yaptırmak hem de birden fazla cephede maliyetli savaşlar yürütmek için çaresiz bir çabayla piyasaya ek para sürmesiyle başladı. Ağır ceza yargıçlığı (Tresviri), merkezi imparatorluk otoritesine tabi kılındı.
Sonraki imparatorlar da Nero’nun izinden giderek bu kaygan yolda ilerlediler. Ekonomi neredeyse değersiz yeni paralarla dolup taşarken, eski paralar biriktirildi veya eritildi. Birkaç yüzyıl içinde, denariusun uluslararası rolü tamamen ortadan kalktı.
Dolar etrafındaki güncel endişelerde bu kadim tarihin yankılarını duymak zor değil. Çin, ticaret gücü olarak Amerika Birleşik Devletleri’ni geride bıraktı. Başkan Donald Trump’ın gümrük vergileri, diğer ülkeleri Çin’in kollarına itiyor ve kendi aralarındaki tercihli ticaret anlaşmalarını kesmeye teşvik ediyor.
ABD doların değerini düşürmedi, ancak yabancı yatırımcıların yüksek devlet borcu ve Federal Rezerv’in bağımsızlığına yönelik tehditlerin doların satın alma gücünü aşındıracağı korkusuyla ABD Hazine tahvillerinden uzaklaşmasını öngören ve “tağşiş ticareti” olarak adlandırılan konu hakkında çok konuşuluyor. Ülke askeri açıdan güvenli olabilir, ancak Orta Doğu’da bu askeri gücün kullanılmasının maliyeti, borç ve doların değer kaybına ilişkin endişeleri artırmaktadır.
Amerika’nın bir imparatoru yoktur, ancak siyaseti giderek demokratik geleneklerini tehdit eden tek bir kişinin yönetimine daha fazla tabi hale gelmektedir. Kurumsallaşmış yolsuzluk artık istisna değil, norm haline gelmiştir.
Bu durum, tıpkı Nero’nun yönetiminin Roma İmparatorluğu’nun çöküşünü haber verdiği gibi, Amerikan İmparatorluğu’nun da çöküşünü mü haber veriyor? Bu gelişmelerin hiçbirinin dolar için iyiye işaret etmediğini anlamak için bir kâhine ihtiyacımız yok.
*Barry Eichengreen, Kaliforniya Üniversitesi Berkeley’de ekonomi ve siyaset bilimi profesörü ve Uluslararası Para Fonu’nda eski kıdemli politika danışmanıdır. Money Beyond Borders: Global Currencies From Croesus to Crypto (Princeton University Press, 2026) dahil olmak üzere birçok kitabın yazarıdır.
Tercüme: Ali Karakuş