Demans: Hızla Büyüyen Küresel Bir Sorun
Demans, dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen ve özellikle nüfuslar yaşlandıkça sağlık hizmetleriyle ilgili toplumlar üzerinde önemli ekonomik ve sosyal baskılar oluşturan, hızla büyüyen küresel bir sağlık sorunudur.
Aileler, sosyal kuruluşlar ve hükümetler, demansla yaşayan yaşlı yetişkinlere yeterli bakım ve destek sağlama konusunda giderek daha fazla artan zorluklarla karşı karşıyadır.
İşlev kaybına yol açan nörolojik bir durum olan demans, beyne zarar veren ve beynin işleyişini bozan çeşitli hastalıklar veya yaralanmalar nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Yaygınlığının artması, onu acil bir küresel sağlık sorunu hâline getirmiştir.
Demans; hafızayı, düşünmeyi, iletişimi, ruh hâlini ve davranışları ayrıca kişinin gündelik faaliyetleri yerine getirme becerisini etkileyebilir. Belirtiler genellikle zaman içinde kötüleşir ve çoğu zaman bireyler, aileler, bakım verenler ve sağlık sistemleri üzerinde önemli duygusal, fiziksel ve mali yükler oluşturur.
Demansla yaşayan insanların sayısı, nüfuslar yaşlandıkça ve yaşam beklentileri arttıkça hızla yükselmektedir.
Bununla birlikte demans, yaşlanmanın normal bir parçası değildir. Yaşlı yetişkinlerde hafıza ve işlevsellikle ilgili bazı değişiklikler yaygın olsa da, demans; hafızayı, düşünme yetisini, muhakeme gücünü ve günlük aktiviteleri gerçekleştirme becerisini önemli ölçüde bozabilir.
Demans, dünya çapında önde gelen yedinci ölüm nedenidir ve yaşlı yetişkinler arasında engelliliğin ve bağımlılığın başlıca nedenlerinden biridir.
Alzheimer hastalığı, tüm demans vakalarının yaklaşık %60–70’ini oluşturarak en yaygın demans türünü teşkil etmektedir. Diğer türler arasında vasküler demans, sinir hücrelerinde anormal protein birikimleriyle ilişkili olan Lewy cisimcikli demans ve beynin frontal ve temporal loblarının dejenerasyonunu içeren frontotemporal demans yer alıyor.
Demans yalnızca bireyleri değil aileleri, sağlık sistemlerini ve bir bütün olarak toplumu da etkilemektedir. Giderek yaygınlaşması, dünya genelinde sağlıkla ilgili ciddi ekonomik ve sosyal baskılar yaratmaktadır.
Sağlık sistemleri, demansla yaşayan insanların sayısı artmaya devam ettikçe tıbbi hizmetlere ve destek hizmetlerine yönelik giderek artan bir taleple karşı karşıya kalmaktadır. Hükümetler ve sosyal topluluklar bu ihtiyaçları karşılamak için ek kaynaklar ayırmak zorundayken aileler de çoğu zaman önemli ve ağır bakım sorumlulukları üstlenmektedirler.
İleri evre demansı olan kişiler yoğun, günün her saati gözetim ve gündelik faaliyetlerde yardım gerektirebildiğinden hastaneler ve uzun süreli bakım tesisleri de giderek artan bir baskıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Doğrudan sağlık hizmetleri ve uzun süreli bakım giderlerinin ötesinde demans, önemli dolaylı maliyetler de doğuruyor. Bunlar arasında, demanslı kişilerin artık çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan üretkenlik kaybı ve ücretsiz bakım sağlamak için işlerini bırakan ya da çalışma sürelerini azaltan aile üyelerinin iş gücüne katılımındaki düşüş de yer almaktadır. Bu doğrudan ve dolaylı maliyetler bir araya geldiğinde, demansın daha geniş kapsamlı ekonomik ve sosyal yükünü önemli ölçüde artırıyor.
Kadınlar demanstan orantısız biçimde etkilenmekte, erkeklere kıyasla hastalık ve engellilik açısından daha ağır bir yük yaşamaktadır. Dünya çapında alzheimer hastalığı ve diğer demans türlerinden kaynaklanan ölümlerin yaklaşık üçte ikisini kadınlar oluşturmaktadır ve aile üyeleri ile arkadaşlar tarafından sağlanan kayıt dışı bakım saatlerinin yaklaşık %70’ini kadınlar üstlenmektedir.
Demanslı yakınlarına bakım veren kişiler, demansı olmayan aile üyelerine bakım verenlere kıyasla daha yüksek sağlık riskleriyle karşı karşıyadır ve bu riskler, yakınları öldükten sonra bile devam edebilir. Dolayısıyla demanslı kişilere bakım vermek aileler ve toplum üzerinde önemli yükler oluştururken demans bakımının giderek büyüyen küresel yükü büyük ölçüde olduğundan daha düşük tahmin edilmektedir.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2021 yılında yaklaşık 57 milyon kişi demansla yaşamaktaydı ve demans yaklaşık 2 milyon ölüme neden olmuştu. Büyük ölçüde nüfusun yaşlanması ve yaşam süresinin uzamasıyla bağlantılı olarak her yıl yaklaşık 10 milyon yeni demans vakasının ortaya çıktığı göz önüne alındığında, 2026 yılına kadar demansla yaşayan insan sayısının yaklaşık 107 milyona, 2050 yılına kadar ise 150 milyonun üzerine çıkacağı öngörülmektedir.
Demans; hafızayı, düşünmeyi, iletişimi, ruh hâlini ve davranışları etkileyebiliyor. Demansın erken belirtileri ve semptomları çoğu zaman gözlemlenebilir niteliktedir ve hafıza, dikkat, iletişim, akıl yürütme, muhakeme ve görsel bilgileri işleme konularındaki güçlükleri içerebilir.
Demansın olası erken belirtileri arasında; yakın zamanda yaşanan olayları veya bilinen bilgileri unutmak, yürürken ya da araç kullanırken kaybolmak, tanıdık yerlerde kafa karışıklığı yaşamak, konuşmaları takip etmekte güçlük çekmek, yakın aile üyelerinin veya arkadaşların isimlerini unutmak, bildik nesneleri tanımlamak için alışılmadık sözcükler kullanmak ve günlük ya da aşina olunan işleri tek başına tamamlamakta zorlanmak yer alıyor.
Demans için şu anda bilinen bir tedavi bulunmamasına rağmen Dünya Sağlık Örgütü (WHO) kılavuzları, demans riskinin %45’e kadar olan bölümünün potansiyel olarak önlenebileceğini veya geciktirilebileceğini bildirmektedir.
WHO (Dünya Sağlık Örgütü) kılavuzları, demans riskini azaltabilecek çeşitli sağlıklı davranışlar ve yaşam tarzı müdahaleleri önermektedir. Bunlar arasında normal bilişsel işlevlere sahip veya hafif bilişsel bozukluğu bulunan yetişkinler için bilişsel eğitim ve zihinsel uyarım ile sosyal faaliyetlere katılım yer alıyor
Demans riskini azaltmaya ve yaşam kalitesini ve esenliği desteklemeye yardımcı olabilecek diğer önlemler arasında fiziksel olarak aktif kalmak, ek eğitim almak, sağlıklı beslenmek, her gün birkaç fincan kahve içmek, sigarayı bırakmak, alkol tüketimini sınırlamak, düzenli olarak okumak, zihinsel açıdan uyarıcı faaliyetlerde bulunmak ve sosyal bağları sürdürmek yer almaktadır. Günlük görevleri takip etmek, stresi yönetmek ve düzenli tıbbi kontroller yaptırmak da insanların bağımsızlıklarını ve esenliklerini korumalarına yardımcı olabilmektedir.
Bazı ülke araştırmaları, eğitimde geçirilen her ek yılın daha düşük demans riskiyle ilişkili olduğunu ve bu koruyucu ilişkinin lise sonrasındaki eğitim süresinde de devam ettiğini bildirmektedir. Başka bir deyişle, ek eğitim yılları demansa karşı birikimli koruma sağlayabilir. Son araştırmalar ayrıca işitme cihazlarının, demans riski yüksek olan yaşlı yetişkinlerde bilişsel gerileme oranını yaklaşık %50 azaltabildiğini ortaya koymuştur.
Demansla yaşayan bireyleri ve onlara bakım sağlayanları desteklemek adına yapılabilecek pek çok şey vardır. Ne var ki, demanslı bir bireye bakım vermek zorlu bir süreç olabilir; bu durum, bakım veren kişilerin kendi sağlıklarını ve esenliklerini de etkileyebilir.
Bakım sağlamak sabır, açık iletişim ve kişinin duygusal esenliğine dikkat edilmesini gerektirmektedir.
Bakım sürecine dair faydalı ipuçları arasında; bakım ihtiyaçlarını erkenden konuşmaya başlamak, sakin ve net bir şekilde konuşmak, tartışmalardan kaçınmak, güven verici olmak ve “Hatırlamıyor musun?” gibi sorulardan uzak durmak yer alıyor. Diğer stratejiler arasında; huzursuz birinin dikkatini bir atıştırmalık, fotoğraf albümü, mizah veya rahatlatıcı müzikle başka yöne çekmek; tutarlı bir rutin ve tanıdık bir yemek ortamını sürdürmek; bağımsızlığı ve düzenli egzersizi teşvik etmek; yazılı yapılacaklar listeleri ve hatırlatıcılar kullanmak; seçenekleri basitleştirmek ve güvenli bir ortam sağlamak yer almaktadır.
Bakım verenler kendi fiziksel ve duygusal esenliklerine de öncelik vermelidir. Demans bakımının gereklilikleri duygusal strese, fiziksel bitkinliğe ve tükenmişliğe neden olabilmektedir.
Yararlı öz bakım stratejileri arasında düzenli molalar vermek, aile üyelerinden veya bakıma katılan diğer kişilerden yardım istemek, sosyal bağları sürdürmek, düzenli fiziksel faaliyetlerde bulunmak ve gerektiğinde ruh sağlığı desteği almak yer alıyor. Bu önlemler stresi ve bitkinliği azaltmaya ve bakım verenin tükenmişlik riskini düşürmeye yardımcı olabilir.
Yaşın kendisi demansa neden olmasa da yaş, bilinen en güçlü risk faktörüdür ve demans geliştirme olasılığı genel olarak yaş ilerledikçe artar. Bu nedenle Japonya, Almanya, İtalya ve Yunanistan gibi yaşlı nüfusa sahip ülkeler daha yüksek demans oranları bildirme eğilimindedir.
Özetle demans, özellikle nüfuslar yaşlandıkça hızla büyüyen küresel bir sağlık sorunudur. Ülkeler, demansla yaşayan yaşlı yetişkinlere yeterli bakım ve destek sağlama konusunda giderek artan zorluklarla karşı karşıyadır.
Etkili tedavilerin sınırlı olması nedeniyle demansı önlemek veya geciktirmek ve hastalığın daha geniş kapsamlı sosyal, ekonomik ve sağlıkla ilgili sonuçlarını ele almak üzere kapsamlı ulusal stratejilere acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tür stratejiler; önlemeyi güçlendirmek, bakım ve destek hizmetlerini iyileştirmek, bireyler, aileler, sosyal topluluklar ve sağlık sistemleri üzerindeki yükü azaltmak için eşgüdümlü ve uzun vadeli bir yaklaşım benimsemelidir.
*Joseph Chamie, danışman bir demograf, Birleşmiş Milletler Nüfus Bölümü’nün eski direktörü ve nüfus konularında birçok yayının yazarıdır.
Kaynak: https://www.globalissues.org/news/2026/10/06/44269
Tercüme: Ali Karakuş