AUKUS ve Tek Taraflı Taahhütler
Politikacıların yanılabilirliği hakkındaki birçok keskin gözleminden birinde H. L. Mencken, pratik zekâlı politikacılar hakkında şunları söylemiştir: “Onun görevi, kalabalıkları (a) huzur ve güvenliğine yönelik ciddi bir tehlike, korkunç bir tehditle karşı karşıya olduğuna ve (b) onları kurtarabileceğine ikna etmektir.” Vazgeçmeden uygulamaya devam ettikleri sahtekârlık, içerisinde Amerika Birleşik Devletleri’nin gelecekte muhtemel herhangi bir çatışmada kalkan taşıyıcı ve kurtarıcı rolünü üstleneceği fikrini taşıyorken Avustralya’nın genellikle taşralı politikacıları için bu büyük tehlike, her ne kadar komünist parti renklerine bürünmüş olsa da Sarı Tehlike (Çin) olmaya devam ediyor.
Avustralya, Birleşik Krallık ve Amerika Birleşik Devletleri arasında imzalanan AUKUS üçlü güvenlik anlaşması, bu ülkelerden Avustralya’yı, kendisini bir anda terk edebilecek bir güçten ihtiyaç duymadığı güvenlik garantilerini bekleyen, beklenti içindeki vasal bir devlete dönüştürdü. Ancak buradaki asıl büyük tehlike, ABD’den Virginia Sınıfı (SSN-774) nükleer enerjili denizaltıları bekleyen Canberra’nın, Washington’ın Hint-Pasifik’teki güç projeksiyonuna koşulsuz destek ve kaynak sağlayacağının ve vaatlerde bulunacağının beklenmesidir. Bu denizaltıların üretimi konusunda hiçbir garanti olmamasına rağmen, Avustralya’nın parası ABD denizaltı üretimini finanse ediyor ve bu üretim sürekli olarak gecikmeli ilerliyor. (Yıllık ihtiyaç 2,3 iken şu anda yılda 1,3 denizaltı üretiliyor.)
2023 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası, yapılacak herhangi bir denizaltı transferinin “ABD’nin denizaltı kabiliyetlerini zayıflatmayacağı”nın Kongre’ye bildirilmesini zorunlu kılıyor. AUKUS anlaşmasını sürdürmek hala, denizaltı yeteneklerini karşılamak için ABD tarafından “yeterli sayıda denizaltı üretimi ve bakım yatırımlarının” yapılmasını ve Avustralya tarafından ise; “devredilmesine izin verilen gemileri barındırma ve tam olarak işletme kapasitesini” geliştirmesinin yanı sıra “gereklilikleri karşılamak için lazım olan ek kapasite için uygun fonları ve desteği” sağlanmasını gerektirmektedir.
ABD diplomasisi için gerçek bir hırsızlık ve Avustralyalılar açısından Homo Sapiens öncesi varlıklara (Homo boobiens’e) yapılan hüzünlü bir saygı duruşu niteliğindeki bu durum, Savunma Politikaları Müsteşarı Eldridge Colby tarafından yürütülen AUKUS anlaşmasının gözden geçirmesiyle devam etti. Gözden geçirme kamuya açık değil, ancak Colby daha önce AUKUS anlaşmasının “10, 15, 20 yıl içinde toplamda daha fazla denizaltı üreteceğine” dair işaretler vermişti ki bu zaman dilimi, “maksimum tehlikenin yaşandığı on yıl olan bu on yılın” çok ötesinde kalıyor.
Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles 4 Aralık’ta gazetecilere anlaşma incelemesinin kendilerine ulaştığını söyledi. “AUKUS incelemesini değerlendiriyoruz ve ABD’ye bunu bize sağladığı için çok teşekkür ediyoruz.” (Herhalde yapabilecekleri en az şey buydu.) Marles Anlaşmaya yönelik sarsılmaz bir destek tespit etmişti. Pentagon sözcüsü Sean Parnell de medyaya yaptığı açıklamada anlaşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. “Başkan Trump’ın AUKUS’un ‘tam gaz ileri’ gitmesi yönündeki talimatıyla tutarlı olarak, gözden geçirme AUKUS’u mümkün olan en güçlü temele oturtacak fırsatları belirledi.” Şüphesiz fırsatlar belirlenmiştir; fakat bunların bugüne kadarki tek taraflı ABD-Avustralya düzenlemeleriyle uyumlu olması kuvvetle muhtemeldir.
Avustralya şu ana kadar ABD denizaltı üssüne 1,6 milyar Avustralya doları finansman sağladı ve daha fazlası da yolda. Bu fonların ne kadarının Avustralyalı personelin denizaltıları işletip bakım yapacak şekilde eğitilmesine gittiği ise belirsiz. Avustralya Başbakanı Anthony Albanese Temmuz ayında yaptığı açıklamada, “Ödemelerin yapılacağı bir plan var. Hem Amerika Birleşik Devletleri hem de Birleşik Krallık ile bir anlaşmamız var. Bu, onların kapasitelerini, sanayi kapasitelerini artırmakla ilgili.” dedi. Bu düzenlemeler kapsamında “sahada, bu becerileri öğrenen Avustralyalılarımız var.”
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth ile Avustralyalı mevkidaşları Penny Wong ve Richard Marles’in katılımıyla gerçekleşen 2025 Avustralya-ABD Bakanlar Düzeyinde İstişareler (AUSMIN) toplantısının ortak bilgi notunda, AUKUS’a yalnızca bir kez değinilmiş, Colby’nin önerilerine ise hiçbir somut atıf yapılmamıştır. Ancak, şu affedilmez saçma ifade mevcuttur: “Başkan Trump ve Başbakan Albanese’nin AUKUS konusunda ‘tam gaz ilerleme’ talimatı doğrultusunda, [bakanlar] geliştirilmiş üçlü denizaltı sanayi üssünü desteklemek amacıyla öncelikli altyapı çalışmaları ve işgücü geliştirme planını hayata geçirmek için sürdürülen çalışmaları kabul etmiştir.”
Bu açıklamalar ışığında, Colby’nin gözden geçirme raporunda belirlenen fırsatların Avustralya’ya nasıl bir avantaj sağlayabileceğini görmek zor; zira Avustralya ABD imparatorluğunun yalnızca bir eklentisi konumunda. Avustralya üzerindeki savunma harcamalarını artırma baskısının devam edeceği kesin. Ayrıca, Avustralya’nın elindeki nükleer denizaltıların Pasifik’i geçmeleri halinde ne kadar bağımsız olacaklarına dair ele alınmamış endişeler de bulunmaktadır. Bir çatışmada, özellikle de Hint-Pasifik bölgesinde ABD’nin yer aldığı bir çatışmada, Canberra’dan Avustralyalı askerlerin adını bile zorlukla hatırlayacakları cephelerde, anlatmakta güçlük çekecekleri davalar uğruna ölmelerine yol açan düşüncesiz bir coşkuyla hemen müdahil olması beklenecektir.
Hatta, Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi’nin Demokrat üyesi ve Connecticut, Groton’un (“Dünyanın Denizaltı Başkenti”) temsilcisi Joe Courtney’nin kendinden emin görüşü de ihtiyatla değerlendirilmelidir. Ortaya parlak bir değerlendirme koyarcasına şunları söylüyor; “Kongre’nin 2023’te çıkardığı yasal yetki, 2032’den başlayarak üç Virginia sınıfı denizaltının satışı da dahil olmak üzere, değişmeden kalacak.” Colby’nin anlaşmaya ilişkin gözden geçirmesi, “üç ülkenin de uyması gereken kritik vadeler olduğunu doğru bir şekilde tespit etmiştir. Dolayısıyla, takvime disiplinli uyum hayati önem taşır.” Bu düzeyde bir disiplin ve zaman çizelgelerine bağlılık muhtemelen dengeli olmayacaktır. Her şeyden önce, Washington’ın kendi tekil bakış açısını destekleyecektir.
*Binoy Kampmark, CounterPunch’ta Katkıda Bulunan editör ve The Mandarin’de köşe yazarıdır. Cambridge’deki Selwyn College’ın eski Commonwealth Bursiyeridir.
Kaynak: https://savageminds.substack.com/p/the-colby-review
Tercüme: Ali Karakuş