Arabesk Albümlerde Bir Alman Ses Mühendisi: Mark Enzo

Türk müziğinin modernleşme sürecine Alman katkısı henüz üzerinde çok çalışılmış bir konu değil. Martin Greve’in “Almanya’da Hayali Türkiye’nin Müziği” (Bilgi Ün. Yay., 2006) kuşkusuz bize çok önemli bir ufuk veriyor ama Türkiye’de icra edilen müziğe ve sektöre katkıları hususunda çalışılması gereken konular söz konusu. Bunlardan ilk Almanya’daki Warner Müller Orkestrası. 1960’ların ikinci yarısı Cem Karaca mesela Almanya’ya gidip Mehmet Soyarslan’ın bestesi “Resimdeki Gözyaşları”nı Werner Müller Orkestrası ile çalışıyor. Bu şu açıdan önemli: 1968’deki Almanya’da Karaca’nın bahsi geçen orkestra ile aranje edilen şarkısının hem saundu hem de orkestrasyon mantığı bakımından ona eş değer bir üretim henüz Türkiye’de o tarihlerde yok. Dolayısı ile Karaca’nın Alman orkestrası eşliğinde müzik dünyamıza armağan ettiği şarkı hiç kuşku yok Türkiye’de müzik çevrelerince dinlendikten sonra bu düzeye erişmek amacıyla birçok müzisyenimize ilham vermiştir.

1980’lerde 20 yaşındayken Türkiye’de birçok albümün tonmaisterliğini yapan Alman Mark Enzo (Arkada) annesi Gini ile beraber
(Muhtemelen Enzo’nun Türk basınına yansıyan tek fotoğrafı bu)

 

Almanya’daki Werner Müller Orkestrası’nın Türk müziğinin modernleşmesine katkısı henüz yazılmadı

Bir başka örnek de yine aynı yıl, Yüksel Özkasap’ın bu orkestranın aranjesi ve saundu üzerine Orhan Gencebay’ın “Akşam Güneşi” şarkısını okuduğu plak. Ki, Gencebay bu bestesini daha sonra kendisi yorumlamıştır. Özkasap’ın Werner Müller eşliğindeki “Akşam Güneşi”ni dinlediğiniz zaman da Türkiye’de henüz arabesk icralarının böylesi orkestrasyona ulaşamadığı görülecektir. Bu ve benzeri çalışmaların önceleri Doğu Bank İşhanı’nı mesken tutan, sonra 70’lerden itibaren Unkapanı’ndaki İMÇ’ye yerleşen yapım şirketlerine yol gösterdiği, dünyada müziğin geldiği teknik seviyenin kavranması ve ülkeye aktarılması açısından kapılar araladığı tartışma götürmez (Werner Müller Orkestrası’nı ayrıca yazmak isterim). Almanya’da Türk sanatçıların yaptığı kayıtların Türkiye’deki müziği etkileme öyküsünü 1995’e, Türk rap grubu Cartel’e kadar çekmek mümkün.

Almanya ve Türk müziği ilişkisi bakımından yazılmayı bekleyen konulardan birisi Werner Müller Orkestrası.

 

Türkiye’de 1900’lerin hemen başında gerçekleşen plak kayıtlarında da yine Almanya katkısı söz konusu. Osmanlı topraklarında gerçekleştirilen ilk kayıtları yapmak için gönderilen ses teknisyenleri ana kalıpları iki ülkeye ulaştırıyor çoğaltım için: Almanya ve İngiltere. Almanya’nın Hannover kentindeki Deutsche Grammophon şirketinde basılan bu ilk plaklar oradan başta Osmanlı toprakları olmak üzere bütün dünyaya dağılır (Gökhan Akçura, Gramofon Çağı, 2002: 22). Bu ve benzeri detay bilgiler Akçura’nın dışında Cemal Ünlü’nün söyleşileri ve kitabında da mevcut. Çok uzun yıllar Türkiye’de sesleri kaydeden teknisyenlerin yabancı oldukları ve hatta yerli teknisyen yetiştirilmemek üzere bir tutum takınıldığı da kaynaklarda geçer.

Stüdyo imkanları geliştikçe hem insan hem enstrüman sesinin çok daha nitelikli şekilde kayda alındığını söyleyebiliriz. Ancak bu gelişimle beraber kayıt esnasında seslerin tonlanması, parlatılması, derinlik verilmesi gibi birçok unsurun yavaş yavaş sürece dâhil olması, teknisyenlerin de bütün bu yeniliklere paralel, sesi en kusursuz biçimde aktarmasını gerektirecek farklı bilgileri edinmesini de zorunlu kılmıştır. Bu teknik elemanlara bir müddet sonra “tonmaister” denildiği malum. Ki, bu kelime de ilk kez Almanya’da kullanılıyor. İsmet Arıcı ve İbrahim Birdal’ın makalesinden öğrendiğimize göre “Bu alanda bilinen en eski kurum, Almanya Paderborn Üniversitesi’ne bağlı Detmold Müzik Yüksekokuludur (Detmold Hochschule for Music). Fizik ve matematik bilimci Erich Thienhaus tarafından 1949 yılında kurulan tonmaysterlik bölümü, günümüzde hâlen aynı adla eğitimini sürdürür” (Teke Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi, 2017: 2800).

Tonmaister Sıtkı Acim başlı başına bir tarih

Türkiye’nin ses tarihinin köşe taşlarından tonmaister Sıtkı Acim (sağ başta), Ferdi Özbeğen, söz yazarı Ülkü Aker ve yine ülkemizin önemli aranjörlerinden Osman İşmen ile

 

Müzik üretiminin en önemli öznelerinden olan tonmaister gerek konserlerde ve gerekse stüdyo kayıtlarında solistin ve enstrümanların seslerinin karşı tarafa en sağlıklı şekilde aktarılmasını sağlayan, bunu mix masası sayesinde yapan çok önemli işlevselliğe sahiptirler aynı zamanda. 1980 öncesi plak ve kaset kartonetlerinde maalesef şarkıların kime ait olduğu, enstrümanları kimlerin çaldığı, kaydın hangi stüdyoda gerçekleştirildiği ve sesleri alıp mix yapan tonmaisterin isimlerine rastlamak mümkün değildi. 80’li yılların başından itibaren albümlere katkı sunan diğer paydaşların kimler olduğuna dair bilgilere yer verilmeye başlanınca ancak birçok şey de kayıt altına alındı denilebilir.

O yıllardan itibaren plak ve kasetlerde (sonra CD’lerde) sesleri kaydeden ve mix yapan tonmaisterlerin başında Sıtkı Acim ismi gelmekte. Acim başlı başına bir yazı konusu. 80’lerden önce de birçok önemli albümün kaydını alan ve vefat ettiği 2001 yılına kadar Türkiye’de icra edilen bütün müzik türlerinin stüdyo mixini yapan Sıtkı Acim âdeta ülkenin ses tarihinin en köşe taşlarından birisi. Onun dışında Cüneyt Sarvazlar, İhsan Apça, Fazık Atuk, Halis Bütünley, Korkut Sarıgül, Can Sarıgül, Tanju Arıkan, Tarık Sezer, Hasan Bitmez, Duyal Karagözoğlu, Garo Mafyan, Müjdat Akgün, F.Murat Papaker 1980’lerden itibaren sıralanabilecek ilk isimler.

Arabesk müzik albümlerinde bir Alman

Ancak o yıllarda ilginç biçimde yeniden bir Alman ses teknisyeni çıkar karşımıza: Mark Enzo.  Nüket Duru’nun 1987 yılındaki “Çek Halatı Gönlüm”, Sezen Aksu’nun 1988 yılında dinleyicisine sunduğu “Sezen Aksu ‘88”, Emrah’ın 1988 yılında yayınladığı “Neşeliyim”, Selami Şahin’nin 1988 yılına ait “İşim Gücüm Seni Sevmek” ve Tüdanya’nın yine 1988 yılı tarihli “Sen Yaşa” isimli albümleri dâhil, o dönemki birçok çalışmada tonmaister olarak Enzo’nun ismine rastlıyoruz. Mark Enzo’nun dışında benim önüme çıkan bir iki yabancı isimden ilk Aşkın Nur Yengi’nin 1990’daki “Sevgiliye” albümünde sesleri alıp mix yapan Martin Spencer, diğeri ise Coşkun Sabah’ın 1988’deki “Ağlamak İstiyorum”unun kartonetinde “Ses Mühendisi” şeklinde adı anılan Alain Mechoulam.

Alman tonmaister Mark Enzo’nun isminin “Ses Mühendisi” olarak geçtiği önemli albümlerden birisi Selami Şahin’in 1988 yılına ait “İşim Gücüm Seni Sevmek” çalışması.

 

Mark Enzo’nun 1987 ve 88 yılları arasında Türkiye’de bulunduğunu tahmin ediyorum. Çünkü albüm künyelerini takip ettiğimizde bu iki yıl ile sınırlı muhtemelen tonmaisterlik süreci. Poptan arabeske uzanan geniş hat içerisinde Türk müziğinin farklı türlerine ait albümlerin kayıtlarını alıp mixlerini yapan Enzo ile ilgili çok sınırlı bilgi var maalesef. 80’lerde yayınlanan bir müzik dergisinde henüz 20 yaşında olduğu, Almanya’da School Of Audio Engineering’i bitirdiği ve staj için ülkemizde bulunduğu belirtilmekte. Türkiye’de o tarih itibarıyla bulunduğu bir yıl içerisinde toplam 30 albümün tonmaisterliğini yaptığı bilgisi ise çok şaşırtıcı. Yukarda sıraladığımız isimleri düşünürsek Enzo, solistinden, enstrümanistine, aranjöründen, yapımcısına Türkiye’nin A kadrolarıyla çalışmış. Zaten bahsi geçen dergi haberine göre İMÇ’deki yapımcıların ve sanatçıların “vazgeçemediği bir isim hâline geldi” deniliyor.

1980’lerin ortalarında Türkiye’ye gelip arabeskin kılcal damarlarına girerek oradan bir doktora tezi çıkartan ve entelektüel dünyamızda bu müziğe yönelik verili algıyı kıran isimlerin başındaki Martin Stokes’i de düşünürsek Batılı müzikolog ve ses mühendislerinin müziğimize dair ilgileri, katkıları çok önemli. Kanaatimce Mark Enzo’nun Türkiye’de bulunduğu iki yıl tam bir belgesel konusu. -Enzo dâhil, dönemin tanıkları yaşarken- ülkemize gelişi, referansları, İMÇ’de kurduğu bağlantılar, onunla çalışan sanatçı ve stüdyo müzisyenleri hatta yapımcıları da kapsayan araştırma adeta Martin Greve’in Almanya’daki değerli çalışmasının Türkiye uzantısı gibi bir doküman çıkartır ortaya.