Amerikalılar Öğün Atlarken Trump İktidarından Servet Kazanıyor

Başkan Donald Trump, pervasızca içeriden bilgiye dayalı işlemler gibi görünen faaliyetlerle uğraşıyor. 14 Mayıs 2026’da Bloomberg’de yayımlanan çarpıcı bir haber, Trump’ın bu yılın ilk çeyreğinde hükümetle bağlantılı şirketlerde binlerce hisse alımı yaptığını ortaya koydu. Bu haber sahte değil. Bloomberg, ABD Hükümet Etiği Ofisi’nden elde edilen ve Trump’ın STOCK Yasası adı verilen bir hükümet düzenlemesi nedeniyle açıklamak zorunda kaldığı mali beyanlarıyla ilgili kamuya açık bilgileri analiz etti.

Bloomberg, bulgularını özetleyerek “Başkan Donald Trump’ın son mali beyanları, kendisinin veya yatırım danışmanlarının ilk çeyrekte, toplam değeri on milyonlarca doları bulan ve kendi iktidarıyla iş ilişkisi olan büyük şirketleri içeren 3.700’den fazla işlem yaptığını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

İçeriden bilgiye dayalı işlem yapmak apaçık yasa dışıdır. Trump’ın son derece şüpheli, etik dışı, ahlaksız ve suç teşkil eden eylemleri arasında bu, belki de en vahim olanıdır.

Federal bir kurum olan ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), içeriden bilgi alanların ticaretini; “bir görevi suiistimal ederek veya bir diğer güven ve itimat ilişkisini ihlal ederek, bir menkul kıymet hakkında önemli ve kamuya açık olmayan bilgilere dayanarak o menkul kıymeti almak veya satmak” şeklinde tanımlamaktadır. Bu tür suçların failleri genellikle hisse fiyatları üzerinde avantaj sağlayan iç bilgilere sahip şirket yöneticileridir; bu sayede kendi çıkarlarına göre alım satım yapabiliyorlar. Ancak SEC ayrıca “hükümetteki görevleri nedeniyle öğrendikleri gizli bilgiler üzerinden işlem yapan devlet çalışanlarını” da özellikle vurguluyor.

Trump’ın işlemleri o kadar açık ve pervasız ki, Bloomberg’in bir diğer manşeti bu işlemlere ilişkin haberin Wall Street’teki borsa simsarlarını bile “şaşırttığını” belirtiyor. Ancak Beyaz Saray, Trump’ın herhangi bir yanlışlık yaptığı fikrini, “yalnızca Amerikan halkının çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini” ve “çıkar çatışması olmadığını” iddia ederek reddetti.

USA Today’in haberine göre, başkanın hisse alımlarının “Trump’ın Beyaz Saray’da ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşmek için yaptığı gezide öne çıkardığı Apple, Nvidia ve Tesla’nın da aralarında bulunduğu şirketlerden alınan hisselerle büyük ölçüde örtüştüğünü” ortaya koydu. Üç şirketin yöneticileri de başkanın Çin ziyaretinde ona eşlik etmişti.

Trump, ikinci dönemine başlamadan önceki haline kıyasla şimdi yüz milyonlarca dolar daha zengin; bu zenginliğin büyük bir kısmı kripto para alım satımından kaynaklanıyor; bu faaliyet de kamu görevini kişisel kazanç için kullandığı bir başka girişim. New York Times’ın haberinde, “Reuters’e göre, Bay Trump’ın kripto para satışı bugüne kadarki en büyük gelir kaynağı oldu. Yabancılar da dahil olmak üzere federal politikaları etkilemek isteyen kişiler, ailesinin çıkardığı kripto paraları satın alarak fiilen Trump ailesine para aktarabiliyor ve bu anlaşmalar çoğu zaman gizli yürütülüyor. Birleşik Arap Emirlikleri destekli bir yatırım şirketi geçen yıl Trump’a ait bir şirkete 2 milyar dolar yatırma planını açıkladı ve bu açıklamadan iki hafta sonra başkan ülkeye gelişmiş çiplere erişim izni verdi” deniliyordu.

Washington’da (Hükümette) Sorumluluk ve Etik İçin Vatandaşlar Derneği (Citizens for Responsibility and Ethics in Washington) Başkanı Donald Sherman, çiplerin satışını içeren anlaşmayı “açık ve utanç verici bir çıkar çatışması ve Anayasa’nın Federal Kazançlar Maddesi’nin olası bir ihlali” olarak kınadı.

Trump, Brennan Adalet Merkezi’nin (Brennan Center for Justice) “Göz Önünde Sergilenen Destansı Yolsuzluk” olarak adlandırdığı, akıl almaz sayıda, içeriden bilgiye dayalı işlem gerçekleştirdi. Bunlar arasında, kendi hükümetinin, üç şirketi ilgilendiren bir birleşme anlaşmasına nezaret ettiği sırada Paramount, Netflix ve Warner Brothers hisselerini satın almak; şirketi kamu önünde övüp federal hükümetle olan sözleşmelerini onaylamadan hemen önce Palantir’e yatırım yapmak; ve Oracle’ın sosyal medya şirketi TikTok’u satın alma anlaşmasını onaylarken Oracle hisselerini satın almak yer alıyor.

Başkanın açıkça hile yapıyor olması ise hiç şaşırtıcı değil. Trump, 2016’da Demokrat başkan adayı Hillary Clinton ile yaptığı meşhur tartışmada, vergi dairesini kandırdığı için hilekâr değil “zeki” olduğunu söylemişti.

Böyle bir davranış başka herhangi bir seçilmiş yetkilide görülseydi büyük bir infiale yol açardı; soruşturmalar açılır, duruşmalar yapılır ve muhtemelen azil süreci başlatılırdı. Ancak Trump kabul edilebilir davranış standartlarını o kadar çarpıttı ki, bu olay büyük ihtimalle toplumsal bir omuz silkme ile karşılanacaktır.

Daha kötüsü, Trump hileyle aşırı servet biriktirmekle meşgulken, ona oy verenler açlık çekiyor. Kelimenin gerçek/tam anlamıyla açlık çekiyorlar.

NPR’ye verdiği bir röportajda Atlanta’da yaşayan ve başkanın ateşli destekçilerinden biri olan Gerald, Trump’ın Beyaz Saray’a gelmesiyle düzeleceğini umduğu kırılgan mali durumunun son bir yılda daha da kötüleştiğini anlattı. Gerald’ın yaşadığı sıkıntıların nedenlerinden biri, başkanın İran’a karşı savaş başlatma kararına doğrudan bağlı olan yükselen benzin fiyatlarıydı. “Başkanından hâlâ çok memnun” olan Gerald, durumuna ilişkin metanetini koruyarak, para tasarrufu yapmak için öğün atladığını söyledi. NPR’ye, “Eşimle birlikte oruç tutuyoruz ve bunun birçok faydası var, bunlardan biri de market alışverişinde para tasarrufu sağlamak” diye belirtti.

Anekdot niteliğindeki veriler Gerald’ın acı çeken tek kişi olmadığını gösteriyor. Trump destekçileri, liderlerinin aslında vaat ettiği ekonomik rahatlamayı sağlamadığını fark etmeye başlıyor. Hatta bir Fox News anketi bile vahim bir uyarı niteliğindeydi; manşette şöyle yazıyordu: “Ekonomik Acı Derinleşirken Trump’a Yönelik Memnuniyetsizlik Yeni Bir Zirveye Ulaştı.”

Trump, halkın çektiği acıyla ne kadar ilgili? Çin gezisinden önce bir gazetecinin sorusuna yanıt olarak “Zerre kadar bile değil” dedi. Ardından şunu ekledi; “Amerikalıların mali durumunu düşünmüyorum.”

İran savaşı ekonomik acının önemli bir kaynağı olarak görülse de, Trump’ın göçmenlere karşı savaşı da ABD vatandaşlarına zarar verdi. Muhafazakârlar göçmenlerin Amerikalılara ait işleri çaldığını ve daha düşük ücretle çalışmaya razı oldukları için maaşları düşürdüğünü iddia etmeyi seviyor. Ancak Colorado Boulder Üniversitesi’nin yeni bir çalışması, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi’nin (ICE) gerçekleştirdiği tutuklamalar ve kaybolmaların herkes için daha kötü bir ekonomik görünüm yarattığını ortaya koydu.

ABD doğumlu işçileri çekmek için ücretleri artırmak yerine, tarım ve inşaat gibi göçmenlerin yoğun olarak çalıştığı sektörlerdeki işverenler, göçmen işçileri sınır dışı edilince veya ICE teröründen korktukları için işe gelmeyince işletmelerini küçülttüler. Bu durum, ABD doğumlu işçiler arasında iş kayıplarına yol açtı. Çalışmanın yazarlarından biri, “Kaybolan her altı erkek belgesiz işçi için, işgücü piyasasının aynı zamanda bir erkek ABD doğumlu işçiyi de kaybettiğini tespit ettik” şeklinde bir tespitte bulundu.

Görünen o ki göçmenler, vatandaşların işlerini çalmaktan ziyade onları tamamlayan işlerde çalışıyor ve Trump’ın göçmenlere karşı savaşı herkes için daha fazla ekonomik acıya yol açıyor. Göçmenleri hapsetme işiyle uğraşan özel hapishane endüstrisinden bağış alan Trump dışında herkes için ekonomik acıya yol açıyor.

Trump’ın 2025 tarihli “Büyük ve Güzel Bir Yasa Tasarısı”, destekçileri de dahil düşük gelirli Amerikalıların bu gibi zor zamanlarda ihtiyaç duyduğu devlet programları olan gıda yardımı ve Medicaid’in (ABD’de düşük gelirli bireylere, çocuklara, hamile kadınlara, yaşlılara ve engellilere yönelik eyalet ve federal hükümetler tarafından ortaklaşa finanse edilen bir kamu sağlık sigortası programıdır) fonlarını da kesti. Ancak bu durum, sadece güvenliği vergi mükelleflerinin 1 milyar dolarına mal olabilecek görkemli Beyaz Saray balo salonu inşa edildiği sürece başkan için pek bir şey ifade etmiyor.

Trump’ın serveti hızla artarken, sıradan Amerikalıların ekonomik sıkıntıları doruk noktasına ulaşıyor; bu durum, başkanın pazarladığı ucuz altın renkli “Trump telefonları” için yüzlerce dolar ödeyen destekçilerini de kapsıyor. Bu dolandırıcılık son derece küstahça ve görünüşe göre söz verildiği gibi ABD’de değil, Tayvan’da yapılmış.

İnsanlar acı çekiyor ve en azından şimdilik öfkelerini kamuoyu yoklamalarıyla dile getiriyorlar. CNN’in yakın tarihli bir anketinde, Amerikalıların yüzde 76’sı yüksek yaşam maliyetinin en önemli endişeleri olduğunu söyledi. Trump’ın Hazine Bakanı Scott Bessent’in halkın ekonomik sıkıntısına dair tek açıklaması, ankete katılanların topluca yalan söylüyor gibi göründüğüdür: “Tüketiciler, karamsar görünseler de aslında oldukça iyimserler” dedi. “İçten içe kendilerini iyi hissediyorlar. Anket şirketlerine ne söylediklerinden emin değilim.”

 

*Sonali Kolhatkar, Free Speech TV (Dish Network, DirecTV, Roku) ile Pacifica ağına bağlı KPFK, KPFA ve diğer istasyonlarda yayımlanan “Rising Up With Sonal”i adlı televizyon ve radyo programının kurucusu, sunucusu ve yürütücü yapımcısıdır. Ayrıca Afgan Kadınları Misyonu adlı kâr amacı gütmeyen dayanışma örgütünün eş direktörüdür ve Bleeding Afghanistan kitabının ortak yazarıdır.

 

Kaynak: https://www.laprogressive.com/economic-equality/americans-skip-meals

Tercüme: Ali Karakuş