ABD ile Çin arasındaki yarış, Tayvan savaşının kaderini belirleyebilir
Gelecekte ABD ile Çin arasında Tayvan konusunda yaşanacak bir savaşın ilk hamleleri Pasifik’in üzerinde değil, onun yüzlerce kilometre yukarısında yapılabilir çünkü her iki taraf da modern askerî gücün temelini oluşturan yörünge üstünlüğünü ele geçirmek için yarışıyor.
Reuters’ın haberine göre ABD ve Çin, yörüngedeki uzay araçlarını pasif istihbarat araçlarından ziyade giderek artan bir şekilde aktif muharebe platformları olarak değerlendirerek olası bir uzay savaşına yönelik hazırlıklarını hızlandırıyor.
Her iki süper güç de, yörüngede it dalaşı yapmak, hedefleri yakalamak ve yörüngede yakıt ikmali gerçekleştirmek için tasarlanmış manevra kabiliyetine sahip “avcı” uydularının yanı sıra ikincil yükleri de konuşlandırabilen gizli insansız uzay uçakları işletiyor.
Eylül 2025’te ABD ve Birleşik Krallık uzay kuvvetleri, Çin’in Shiyan 12-01 uydusunun yakınında manevra yaparak ilk ortak yörünge operasyonunu gerçekleştirdi ve bu hamleyle müttefik caydırıcılığına dair bir mesaj vermiş oldu.
Görevini devretmeye hazırlanan ABD Uzay Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Chance Saltzman ve ABD Uzay Komutanlığı Komutanı Orgeneral Stephen Whiting’in de aralarında bulunduğu ABD’li savunma yetkilileri; Çin’in, olası bir krizin erken safhalarında yerdeki silahlı kuvvetleri kör etmek amacıyla tasarlanmış sinyal karıştırma, lazerler ve veri yakalama teknolojileri gibi gelişmiş yer ve uzay tabanlı uzay varlıklarını tehdit eden sistemler geliştirdiği konusunda uyarıda bulunuyor.
Buna karşılık ABD ordusu, kara tabanlı elektromanyetik silahlar konuşlandırıyor ve kritik uydu mimarisini korumak amacıyla yörünge tabanlı önleme sistemlerini konuşlandırmayı savunuyor.
*Çin, deneysel programlarının barışçıl sivil keşiflere hizmet ettiğini ifade ederek ABD’yi yörüngeyi militarize etmekle suçlarken, kendi askeri patentleri ve tedarik kayıtları; Çin’in otonom takip manevraları, ağ yakalama ve çoklu uydu filosu koordinasyonunda uzmanlaşmaya yönelik agresif çabaları ortaya koymaktadır.
Dolayısıyla, yörüngede ortaya çıkan ABD-Çin rekabeti; her iki tarafın da manevra, bağlantısallığı bozma ve direnç kabiliyetlerini, yüksek yoğunluklu çatışmayı şekillendirecek uzay tabanlı imha zincirleri üzerinde bir kontrole dönüştürüp dönüştüremeyeceği üzerine odaklanmaktadır.
Bu gelişmeler, Gabriel Elefteri’nin Temmuz 2026’da Jeostrateji Konseyi için hazırladığı bir rapor doğrultusunda, uzay tabanlı varlıkların yörüngede gerçekleştirilen kinetik veya kinetik olmayan etkiler, hareket ve manevra yoluyla yörünge alanını kontrol etmek için kullanılması anlamına gelen yörünge savaşının benimsendiğini göstermektedir.
Elefteri bunu, genel olarak uydulara yönelik yer tabanlı füze saldırıları veya yeryüzündeki altyapıya yönelik yörünge tabanlı saldırılar da dâhil olmak üzere çok boyutlu uzay varlıklarına yönelik eylemleri kapsayan daha geniş kapsamlı bir uzay harbinden ayırmaktadır. Yörünge savaşı, tamamen yörünge içerisinde gerçekleştirilen ve yalnızca uzay araçlarına karşı uzay araçlarının kullanılacağı operasyonları ifade etmektedir.
Ayrıca, Dünya’dan uzaya ve uzaydan yere yapılan saldırıları hariç tutarak bu konseptin askeri doktrininin dinamik yörünge içi manevralara, yakın buluşma operasyonlarına ve gri bölge zorlayıcı tacizlere odakladığını ve müttefik silahlı kuvvetlerini yörüngeyi aktif, müstakil bir savaş alanı olarak ele almaya zorladığını ekliyor.
Manevra kabiliyetine sahip uydular, muhtemel yörünge savaşındaki temel varlıklardır. Simone Montandon’ın, hakemli Journal of Strategic Security dergisinin Eylül 2025 sayısındaki makalesinde öne sürdüğü üzere; yüksek itkili ve otonom sistemler, hasım uzay araçlarının kaçınma amaçlı yörünge değişiklikleri yapmasına, gizli buluşma ve yakın mesafe operasyonları gerçekleştirmesine ve yer tabanlı izleme sistemlerini atlatmasına olanak tanımaktadır.
Montandon, bu tür manevra kabiliyetinin, düşman platformlarının yüksek değerli varlıkları takip etmesine, işbirliğine dayanmayan yanaşmalar gerçekleştirmesine, hassas telemetriyi engellemesine veya ilk muharebe aşamalarında kritik navigasyon, füze savunma ve keşif ağlarını etkisiz hale getirmek için kinetik ve yönlendirilmiş enerji yükleri konuşlandırmasına olanak sağladığını belirtiyor.
Bu güvenlik açığı, uyduların kendilerinin ötesine uzanıyor. Bharath Gopalaswamy, Nisan 2026 tarihli Space Review makalesinde, modern yapay zekâ destekli imha zincirlerinin, otonom yazılım başarılarından ziyade temelde uzay mimarileri olduğunu savunuyor.
Gopalaswamy, Operation Epic Fury’e (Destansı Öfke Operasyonu) bakarak, Project Maven gibi hedefleme sistemlerinin, hızlı saldırı paketlerini icra edebilmek için tamamen görüntüleme, iletişim, sinyal istihbaratı ve seyrüsefer uydularından oluşan bir yörünge katmanına bağımlı olduğunu savunuyor. Ona göre yörünge, modern hedeflemenin hem omurgası hem de başlıca kırılganlığı hâline gelmiş durumdadır.
Gopalaswamy, yörünge altyapısının körleştirilmesi, karıştırılması veya kinetik olarak engellenmesi durumunda, algoritmik hedeflemenin güncel olamayan verilerin işlenmesine dönüştüğünü ve yazılım yeteneklerinden bağımsız olarak gelişmiş saldırı ağlarını kör hale getirdiğini belirtiyor.
Tayvan senaryosunda riskler bilhassa kritiktir. International Security dergisinin Mayıs 2025 sayısında bir makale kaleme alan Zachary Burdette, yaklaşık 500 keşif platformu da dâhil olmak üzere Çin’in yörüngedeki varlığının 1.000’den fazla uyduya ulaştığına ve bu durumun ABD’nin uzun süredir elinde bulundurduğu uzay üstünlüğünü aşındırdığına ve yörüngeyi Pasifik’teki saldırı ağları için ortak bir omurgaya dönüştürdüğüne dikkat çekiyor.
Burdette, Tayvan’ın muhtemel işgal senaryosunda ABD’nin, Çin’in erişime ve girişe yasakladığı (A2/AD) bölgelerinin dışından, uzun menzilli imha zincirlerini kapatmak için Çin amfibi nakliye gemilerine yönelik muhtemel hamlelerinde yörünge gözetimi, iletişim ve navigasyona güvendiğini, Çin’in ise savunmasız ileri üsleri ve uçak gemisi görev gruplarını hedef alarak ABD’nin güç yansıtma kapasitesini tehdit etmek amacıyla giderek artan bir şekilde benzer mimarilere bel bağladığını vurguluyor.
ABD’nin olası yaklaşımlarından biri bu omurgaya doğrudan saldırmak olabilir. Matthew Smokovitz, Ağustos 2025’te Modern Warfare Institute’da yayımlanan bir makalesinde, Golden Dome füze savunma sistemi için öngörülen uzay tabanlı önleyicilerin, Çin’in askerî savaş ağına karşı saldırı amaçlı bir yörünge mızrağına dönüştürülebileceğini savunuyor.
Smokovitz; yörünge önleyicilerinin, yönlendirilmiş enerji silahlarının ve siber faydalı yüklerin, Çin’in Pasifik genelindeki entegre imha zincirlerini yani namı diğer “imha ağlarını” aynı anda vurabileceğini öne sürüyor.
Bu tür etkileyici sistemler, karasal fırlatma rampalarını sistematik bir şekilde avlamak yerine, keşif uydularını kör edebilir, komuta merkezlerini bozabilir ve navigasyon zamanlamasını aksatarak, koordineli saldırılar gerçekleşmeden önce Çin Ordusu’nun (PLA) operasyonel uyumunu parçalayabilir.
Çin’e ait konseptlerden biri bu mantığı yansıtabilir. Kenneth Bell, Ocak 2026 tarihli dijital Wild Blue Yonder dergisinde yazdığı bir senaryoda; Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun (PLA), konvansiyonel saldırılar başlamadan önce ABD’nin uzay tabanlı istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) omurgasını kırmak amacıyla uzaydaki Amerikan varlıklarına 24 saatlik hızlı bir saldırıyla Tayvan harekâtını başlatabileceğini öne sürüyor.
Bell, doğrudan yükselen füzeler, siber saldırılar, yer tabanlı karıştırma ve yörünge savaş unsurları da dâhil olmak üzere, eş yörüngeli kenetleme platformları, lazer kamaştırma ve taklitçi “hayalet uydular”ı kullanan senkronize bir stratejiyi özetliyor.
Bell’in senaryosunda yörüngeler, bağlantılar ve yer istasyonları genelinde erken uyarı, GPS, keşif ve ticari uydu takımlarına yönelik saldırılar; ABD kuvvetlerini kör ve yönünü şaşırmış bir duruma düşürerek Çin’in amfibi harekâtını korumaya alacak şekilde müdahaleyi iki hafta geciktirmeyi amaçlamaktadır.
Daha geniş kapsamlı zafer teorisi, çatışmalar başlamadan önce yörüngedeki muharebe sahasını şekillendirmeye dayanmaktadır. Paul Szymanski, Nisan 2022’de Wild Blue Yonder’da yayınlanan bir makalesinde, yörünge mekaniğinin savaş zamanında hızlı yeniden konuşlanmayı kısıtladığını, bu nedenle önceden konumlandırılmış hareketli varlıkların, belirleyici yörünge “başlangıç noktalarının” ve düşman veri aktarım uydularına yönelik saldırıların inisiyatifi ele geçirmek için kritik önem taşıdığını savunuyor.
Szymanski’ye göre manevra yoğunluğu ve alışılmadık yörüngeler düşmanın takip faaliyetini şaşırtırken, gelişmeleri öngören gözetleme ve belirleyici saldırı darbeleri, kuvvetlerin saldırının baskın olduğu bu alandan yararlanmasına ve karadaki komuta döngüleri tepki veremeden 24 ila 48 saat içinde tehditleri etkisiz hâle getirmesine olanak sağlıyor.
Yörünge savaşı olgunlaştıkça belirleyici üstünlük, daha fazla uyduya sahip olan taraftan ziyade operasyonel temposunu dayatabilen tarafa yani yörüngedeki öldürme mimarisini düşmanın uyum sağlayabileceğinden daha hızlı biçimde bozabilen, yeniden oluşturabilen ve yeniden konumlandırabilen tarafa ait olabilir.
*İlgilenenler için: https://kritikbakis.com/cinden-starlink-raporu-kuresel-istikrara-tehdit/
Gabriel Honradas, jeopolitik araştırmalar, savunma analizi ve iletişim alanlarında stratejik anlayışlar üretme konusunda kayda değer bir deneyime sahip bir uluslararası ilişkiler analistidir.
Kaynak: https://asiatimes.com/2026/09/us-china-race-for-orbital-supremacy-could-decide-a-taiwan-war/
Tercüme: Ali Karakuş