ABD ile Çin Arasında: Orta Asya’nın Kritik Mineraller Yarışı

Çin, Orta Asya’nın maden zenginliklerinden yararlanma konusunda Amerika Birleşik Devletleri karşısında orta vadeli bir avantaja sahip olacak gibi görünüyor.

Haziran ayında Orta Asya, dünyanın en büyük kritik mineraller konferansına ev sahipliği yaptı. Astana Mineraller ve Madencilik Konferansı, 11-12 Haziran tarihlerinde Kazakistan’ın başkentinde düzenlendi. Madencilik şirketlerinden ve birçok yabancı hükûmetten delegeler, ürün alıp satmak ve sektörü şekillendiren politikaları tartışmak üzere bir araya geldi.

Böyle bir konferansın bizzat Orta Asya’da düzenlenmesi, bölgenin kritik mineraller endüstrisi açısından taşıdığı önemin bir göstergesidir. Bu endüstri, günümüzde teknolojinin — özellikle yapay zekânın — muazzam büyümesinin temelini oluşturan yarı iletkenler, devreler ve bataryalar için ana bileşenleri tedarik etmektedir.

Konfersta en fazla öne çıkan katılımcı Amerika idi. ABD hükûmeti ve özel sektör, Astana’ya üst düzey yetkililer gönderdi; bu yetkililer Amerika’nın Orta Asya’daki madenciliğe kalıcı bağlılığını ilan etti. Ticaret Bakan Yardımcısı David Fogel konferansta, “Burada uzun vadeli olarak bulunuyoruz,” dedi ve “Şimdi harekete geçme zamanı,” diye ekledi.

Bu ilgi yeni ve bilinçlidir. Çinli şirketlerin hâlihazırda hâkim olduğu Orta Asya üzerinden Çin’e karşı rekabeti desteklemek, Trump yönetiminin stratejisinin bir parçasıdır. ABD’nin yaklaşımı şimdiden Orta Asya ekonomisine milyarlarca dolar getiriyor ve dönüştürücü olabilir. Bu ilgi dikkate değerdir.

Amerika’nın Orta Asya Kritik Minerallerindeki Çıkarları

Amerika Birleşik Devletleri, enerji, altyapı ve teknoloji tedarik zincirlerinin bir parçası olarak Orta Asya ülkelerinden kritik mineraller çıkarmak ve bunları Amerika’ya ihraç etmek istiyor. Söz konusu mineraller arasında lityum, krom, manganez, çinko, tungsten, bakır ve uranyum bulunmaktadır; bunların tümü, bu sektörlerdeki patlayıcı büyüme nedeniyle çok yüksek talep görmektedir.

Örneğin lityum, mobil cihazlar, dizüstü bilgisayarlar ve elektrikli araçlar için kullanılan şarj edilebilir bataryalarda kilit bir elementtir. Bakır, elektrik devrelerindeki kabloları oluşturur. Buna karşılık manganez ve çinko, çeliğin alaşım bileşenleridir. Tungsten yüksek yoğunluğa ve yüksek erime noktasına sahiptir; bu özellikler onu havacılık, savunma, ampul üretimi ve imalat dâhil çok çeşitli sektörlerde kullanışlı kılar. Uranyum ise, Trump yönetiminin göreve geldiğinden bu yana agresif biçimde teşvik ettiği nükleer enerji üretimi için temel bir yakıttır.

Orta Asya, maden bolluğunun adeta timsalidir. Beş ülkesi — Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan — genelinde bölge, dünya manganezinin yüzde 39’unu, kromun yüzde 31’ini ve uranyumun yüzde 40’ını karşılamaktadır; Kazakistan ise başı çekmektedir. Yalnızca Tacikistan, yarı iletkenlerde, askerî mühimmatta ve lehimlemede de kullanılan dünya antimonunun yüzde 15’ini tedarik etmektedir.

Dolayısıyla Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Asya’nın maden zenginliklerinden pay almak istemesi şaşırtıcı olmamalıdır. Şu anda Amerika Birleşik Devletleri’nin payı, bölgeden yapılan maden ihracatının yalnızca yüzde 2,1’idir; ABD’li yetkililer bu oranı çarpıcı biçimde artırmak istemektedir.

ABD Güney ve Orta Asya İşleri Özel Temsilcisi Sergio Gor, 11 Haziran’da Astana’da, Amerika Birleşik Devletleri ile Orta Asya ülkeleri arasındaki C5+1 Diyaloğu’nu topladığı sırada, “Ekonomik güvenliğimiz, kritik minerallere erişimimizi çeşitlendirme kabiliyetimize bağlıdır,” dedi. Gor, “Başkan Trump, Orta Asya’nın küresel ticaret, bağlantı ve kritik mineraller açısından önemini anlıyor,” diye belirtti.

Amerika’nın Orta Asya’daki kritik minerallere yönelik faaliyetleri 2025’ten bu yana hızla artmaktadır. Şimdiye kadarki en büyük hamle, Cove Capital’in Kasım ayında Kazakistan ile ülkede 1,1 milyar dolarlık bir tungsten madeni için anlaşma imzalaması oldu. Başka projeler de yoldadır; nitekim Mineral Güvenliği İttifakı’ndan Nicole Rodgers Astana’da, “Amerikalı yatırımcıların Kazakistan’a ilgisi yüksek,” dedi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da bu yıl bir C5+1 toplantısı için Orta Asya’ya gideceğini söyledi.

Amerikan yatırım sermayesini gözeten Orta Asya hükûmetleri, kendilerini ülkedeki anlaşmalarda aracı olarak konumlandırmaktadır. Kazakistan’ın ABD ile müzakerelerden sorumlu cumhurbaşkanlığı özel temsilcisi Yerzhan Kazykhan, “[Biz] Amerika Birleşik Devletleri için stratejik bir ortak olarak hizmet etme konusunda benzersiz bir konumdayız,” dedi. Özbekistan ise Şubat ayında Amerika Birleşik Devletleri ile bir kritik mineraller anlaşması imzalayarak ABD hükûmetinin ülkedeki maden yataklarına yönelik arama projelerini finanse etmesine olanak tanıdı.

Jackson-Vanik Değişikliği’nin Engelleyici Mirası

Amerika’nın Orta Asya’daki kritik minerallere yönelik yatırımlarının önünde bazı engeller bulunmaktadır. Bunların en acil olanı, bölgeyle tam kapsamlı ticareti engelleyen Soğuk Savaş döneminden kalma bir yasa nedeniyle ABD Kongresi’nin kendi kendine koyduğu engeldir. Daha açık ifadeyle, 1974 Ticaret Yasası’ndaki Jackson-Vanik Değişikliği, Orta Asya cumhuriyetlerinin (Kırgızistan hariç) o dönemde Sovyetler Birliği üyesi olmaları nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri ile bu ülkeler arasında daimî normal ticaret ilişkilerini (PNTR) engellemektedir. PNTR, Amerikan özel sektörünün herhangi bir ülkede faaliyet göstermesi açısından düzenleyici bir temel taşıdır ve uzun vadeli yatırımlar için istikrarlı bir ticaret çerçevesi sağlar.

Çıkarma projelerinin 30 yıllık zaman dilimlerine yayılabildiği kritik mineraller endüstrisi açısından PNTR verilmesi, Orta Asya’daki Amerikalı yatırımcılar için siyasî riski azaltma yönünde önemli bir adım olacaktır; hâlihazırda Jackson-Vanik Değişikliği kapsamındaki dört ülkenin tamamı Amerika Birleşik Devletleri ile geçici izinler çerçevesinde ticaret yapmaktadır. Orta Asya cumhuriyetlerine yönelik bu kısıtlamaların yürürlükten kaldırılması konusunda 2006’dan bu yana iki partili destek bulunmaktadır ve daha yakın dönemde Biden ve Trump yönetimleri de bu yönde destek vermiştir; ancak Kongre henüz bu kısıtlamaları yürürlükten kaldırmamıştır. Senato’da bir yürürlükten kaldırma girişimi sürmektedir, ancak bu girişim 119. Kongre bu yılın sonunda sona ermeden önce kabul edilmeyebilir ve dolayısıyla geçersiz kalabilir. Eğer Amerika Orta Asya’nın maden zenginliğinden daha büyük bir pay almak istiyorsa, Kongre bu yürürlükten kaldırma işlemini hızla gerçekleştirmelidir.

Orta Asya’da Çin’in Kritik Mineral Meydan Okuması

Tahmin edilebileceği üzere, ABD’nin Orta Asya’nın kritik mineraller pazarına girişinin önündeki daha büyük engel, Orta Asya ekonomisinin en büyük yabancı oyuncusu hâline gelen Çin’dir. Coğrafi yakınlığı ve devasa sermaye yatırımları sayesinde Çin, kısa sürede Orta Asya’nın toplam maden ihracatının yaklaşık yarısını karşılar hâle gelmiştir. Kırgızistan ve Tacikistan gibi bazı ülkelerde Çinli şirketler — bunların birçoğu kamu sektörü şirketidir — onaylanmış madencilik ruhsatlarının çoğunu elinde bulundurmaktadır.

Çin, Orta Asya’ya yatırım yapma konusunda Amerikan şirketlerine kıyasla açıkça daha fazla risk almaya isteklidir ve uzun vadeli projelere daha fazla iştah göstermektedir. Ayrıca çıkarma faaliyetlerine yardımcı olacak altyapıya ve diğer sektörlere daha geniş çapta yatırım yapmaya da isteklidir. Kuşak ve Yol Girişimi, Orta Asya’nın demir yolu ağlarını dönüştürmüştür; bu ağların tümü Çin’in bitişik batı eyaletlerine bağlanmaktadır. Orta Asya’dan çıkarılan mineraller doğuya, Çin’e taşınmakta; burada rafine edilmekte, işlenmekte ve diğer imalat tedarik zincirlerinde kullanılmaktadır.

Buna karşılık, uzakta bulunan Amerika Birleşik Devletleri, Orta Asya’nın kritik mineraller ticaretine erişebilmek için Doğu Avrupa ve Orta Doğu üzerinden geçen ve güvenlik riskleri barındıran karmaşık lojistik güzergâhlara bel bağlamak zorundadır. Çin her zaman bu maliyet avantajına ve dolayısıyla daha fazla harcama isteğine sahip olacaktır.

En azından kısa vadede Amerikan şirketlerinin kritik mineraller projelerine Çin düzeyinde finansman sağlaması pek olası değildir; bu da Amerika’nın yatırımlarının Çin’in pazar payı karşısında çok küçük kalmaya devam edeceği anlamına gelmektedir. Nitekim ilgilenen yalnızca Çin değildir. Diğer büyük ülkeler de ilgi göstermiştir; Suudi Arabistan, gelecekteki madencilik anlaşmalarının zeminini hazırlamak üzere 11 Haziran’da Kazakistan ile bir mutabakat zaptı imzalamıştır. Bölgeye yönelik ilgi artmaktadır ve birçok güç, büyük olmakla birlikte sınırlı olan maden zenginliklerine göz dikmektedir.

Kritik minerallere yönelik yüksek talep göz önüne alındığında, Amerika’nın Orta Asya’nın maden pazarlarındaki açığı Çin’in kazancına olacak ve Çin’in Amerika Birleşik Devletleri karşısındaki jeopolitik rekabet gücünü artıracaktır — elektrikli araçlar, yapay zekâ ve nanoteknoloji, bu minerallerin elzem olduğu sektörlerden yalnızca birkaçıdır. Amerika Birleşik Devletleri’nin temposunu artırması gerekecektir. Orta Asya’ya yönelik ilgisi hızla artıyor olsa da gerekli hıza ulaşamamaktadır. Aksi takdirde, bu yeni altına hücum için çok geç olacaktır.

*Arjun Singh, Washington, DC’de gazeteci ve siyasî köşe yazarıdır. The Wall Street Journal, National Review, The Epoch Times, National Post ve The Daily Caller için yazılar yazmıştır. Daha önce birkaç yıl Hindistan’da yaşamış ve Lok Sabha’da bir milletvekili için çalışmıştır.

Kaynak: https://nationalinterest.org/blog/silk-road-rivalries/central-asias-critical-minerals-rush-between-the-us-and-china